1 וַֽיְהִי֙ Ve–oldu כִּֽי־ ki– הֵחֵ֣ל başladı הָֽאָדָ֔ם –insan לָרֹ֖ב çoğalmaya עַל־ üzerinde– פְּנֵ֣י yüzeyinde הָֽאֲדָמָ֑ה –toprağın וּבָנ֖וֹת ve–kızlar יֻלְּד֥וּ doğdu לָהֶֽם׃ onlara
Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
2 וַיִּרְא֤וּ Ve–gördüler בְנֵי־ oğulları– הָֽאֱלֹהִים֙ –Tanrı'nın אֶת־ -i– בְּנ֣וֹת kızlarını הָֽאָדָ֔ם –insanın כִּ֥י ki טֹבֹ֖ת güzel הֵ֑נָּה onlar וַיִּקְח֤וּ ve–aldılar לָהֶם֙ kendilerine נָשִׁ֔ים kadınlar מִכֹּ֖ל hepsinden אֲשֶׁ֥ר ki בָּחָֽרוּ׃ seçtiler
İlahi varlıklarfı insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
3 וַיֹּ֣אמֶר Ve–dedi יְהוָ֗ה RAB לֹֽא־ değil– יָד֨וֹן kalacak רוּחִ֤י ruhum בָֽאָדָם֙ insanda לְעֹלָ֔ם sonsuza-dek בְּשַׁגַּ֖ם çünkü-ayrıca ה֣וּא o בָשָׂ֑ר beden וְהָי֣וּ ve–olacak יָמָ֔יו günleri מֵאָ֥ה yüz וְעֶשְׂרִ֖ים ve–yirmi שָׁנָֽה׃ yıl
RAB, ‹‹Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür›› dedi, ‹‹İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.››
4 הַנְּפִלִ֞ים Nefilim הָי֣וּ vardı בָאָרֶץ֮ yeryüzünde בַּיָּמִ֣ים günlerde הָהֵם֒ o וְגַ֣ם ve–ayrıca אַֽחֲרֵי־ sonrasında– כֵ֗ן öyle אֲשֶׁ֨ר ki יָבֹ֜אוּ girdiler בְּנֵ֤י oğulları הָֽאֱלֹהִים֙ –Tanrı'nın אֶל־ –e בְּנ֣וֹת kızlarına הָֽאָדָ֔ם –insanın וְיָלְד֖וּ ve–doğurdular לָהֶ֑ם onlara הֵ֧מָּה onlar הַגִּבֹּרִ֛ים –güçlüler אֲשֶׁ֥ר ki מֵעוֹלָ֖ם eskiden-beri אַנְשֵׁ֥י adamları הַשֵּֽׁם׃ –ünlü פ —
İlahi varlıklarınfı insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor. gelir. Septuaginta bunu ‹‹Devler›› diye çevirir. Aynı sözcük Say.
5 וַיַּ֣רְא Ve–gördü יְהוָ֔ה RAB כִּ֥י ki רַבָּ֛ה büyük רָעַ֥ת kötülüğü הָאָדָ֖ם –insanın בָּאָ֑רֶץ yeryüzünde וְכָל־ ve–her– יֵ֙צֶר֙ eğilimi מַחְשְׁבֹ֣ת düşüncelerinin לִבּ֔וֹ kalbinin רַ֥ק sadece רַ֖ע kötü כָּל־ her– הַיּֽוֹם׃ –gün
RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte.
6 וַיִּנָּ֣חֶם Ve–pişman-oldu יְהוָ֔ה RAB כִּֽי־ ki– עָשָׂ֥ה yaptı אֶת־ -i– הָֽאָדָ֖ם –insanı בָּאָ֑רֶץ yeryüzünde וַיִּתְעַצֵּ֖ב ve–üzüldü אֶל־ –e לִבּֽוֹ׃ kalbine
İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.
7 וַיֹּ֣אמֶר Ve–dedi יְהוָ֗ה RAB אֶמְחֶ֨ה sileceğim אֶת־ -i– הָאָדָ֤ם –insanı אֲשֶׁר־ ki– בָּרָ֙אתִי֙ yarattım מֵעַל֙ üzerinden פְּנֵ֣י yüzeyinin הָֽאֲדָמָ֔ה –toprağın מֵֽאָדָם֙ insandan עַד־ –e-kadar בְּהֵמָ֔ה hayvana עַד־ –e-kadar רֶ֖מֶשׂ sürüngene וְעַד־ ve––e-kadar ע֣וֹף kuşuna הַשָּׁמָ֑יִם –göklerin כִּ֥י çünkü נִחַ֖מְתִּי pişman-oldum כִּ֥י ki עֲשִׂיתִֽם׃ yaptım-onları
‹‹Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım›› dedi, ‹‹Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.››
8 וְנֹ֕חַ Ve–Nuh מָ֥צָא buldu חֵ֖ן lütuf בְּעֵינֵ֥י gözlerinde יְהוָֽה׃ RAB'bin פ —
Ama Nuh RABbin gözünde lütuf buldu.
9 אֵ֚לֶּה Bunlar תּוֹלְדֹ֣ת soyları נֹ֔חַ Nuh'un נֹ֗חַ Nuh אִ֥ישׁ adam צַדִּ֛יק doğru תָּמִ֥ים kusursuz הָיָ֖ה oldu בְּדֹֽרֹתָ֑יו nesillerinde אֶת־ -ile– הָֽאֱלֹהִ֖ים –Tanrı הִֽתְהַלֶּךְ־ yürüdü– נֹֽחַ׃ Nuh
Nuhun öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
10 וַיּ֥וֹלֶד Ve–doğurdu נֹ֖חַ Nuh שְׁלֹשָׁ֣ה üç בָנִ֑ים oğul אֶת־ -i– שֵׁ֖ם Sam'ı אֶת־ -i– חָ֥ם Ham'ı וְאֶת־ ve– יָֽפֶת׃ Yafet'i
Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.
11 וַתִּשָּׁחֵ֥ת Ve–bozuldu הָאָ֖רֶץ –yeryüzü לִפְנֵ֣י önünde הָֽאֱלֹהִ֑ים –Tanrı'nın וַתִּמָּלֵ֥א ve–doldu הָאָ֖רֶץ –yeryüzü חָמָֽס׃ şiddet
Tanrının gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.
12 וַיַּ֧רְא Ve–gördü אֱלֹהִ֛ים Tanrı אֶת־ -i– הָאָ֖רֶץ –yeryüzünü וְהִנֵּ֣ה ve–işte נִשְׁחָ֑תָה bozulmuştu כִּֽי־ çünkü– הִשְׁחִ֧ית bozmuştu כָּל־ tüm– בָּשָׂ֛ר beden אֶת־ -i– דַּרְכּ֖וֹ yolunu עַל־ üzerinde– הָאָֽרֶץ׃ –yeryüzünde ס —
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.
13 וַיֹּ֨אמֶר Ve–dedi אֱלֹהִ֜ים Tanrı לְנֹ֗חַ Nuh'a קֵ֤ץ sonu כָּל־ tüm– בָּשָׂר֙ bedenin בָּ֣א geldi לְפָנַ֔י önüme כִּֽי־ çünkü– מָלְאָ֥ה doldu הָאָ֛רֶץ –yeryüzü חָמָ֖ס şiddet מִפְּנֵיהֶ֑ם yüzünden-onların וְהִנְנִ֥י ve–işte-ben מַשְׁחִיתָ֖ם yok-edeceğim-onları אֶת־ -ile– הָאָֽרֶץ׃ –yeryüzünü
Tanrı Nuha, ‹‹İnsanlığa son vereceğim›› dedi, ‹‹Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
14 עֲשֵׂ֤ה Yap לְךָ֙ kendine תֵּבַ֣ת gemi עֲצֵי־ ağacından– גֹ֔פֶר gofer קִנִּ֖ים odalar תַּֽעֲשֶׂ֣ה yapacaksın אֶת־ -i– הַתֵּבָ֑ה –gemiyi וְכָֽפַרְתָּ֥ ve–kaplayacaksın אֹתָ֛הּ onu מִבַּ֥יִת içinden וּמִח֖וּץ ve–dışından בַּכֹּֽפֶר׃ zıft-ile
Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap.
15 וְזֶ֕ה Ve–bu אֲשֶׁ֥ר ki תַּֽעֲשֶׂ֖ה yapacaksın אֹתָ֑הּ onu שְׁלֹ֧שׁ üç מֵא֣וֹת yüz אַמָּ֗ה arşın אֹ֚רֶךְ uzunluğu הַתֵּבָ֔ה –geminin חֲמִשִּׁ֤ים elli אַמָּה֙ arşın רָחְבָּ֔הּ genişliği וּשְׁלֹשִׁ֥ים ve–otuz אַמָּ֖ה arşın קוֹמָתָֽהּ׃ yüksekliği
Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak.
16 צֹ֣הַר ׀ Pencere תַּֽעֲשֶׂ֣ה yapacaksın לַתֵּבָ֗ה gemiye וְאֶל־ ve– אַמָּה֙ arşına תְּכַלֶ֣נָּה bitireceksin-onu מִלְמַ֔עְלָה yukarıdan וּפֶ֥תַח ve–kapısını הַתֵּבָ֖ה –geminin בְּצִדָּ֣הּ yanına תָּשִׂ֑ים koyacaksın תַּחְתִּיִּ֛ם alt שְׁנִיִּ֥ם ikinci וּשְׁלִשִׁ֖ים ve–üçüncü תַּֽעֲשֶֽׂהָ׃ yapacaksın-onu
Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap.
17 וַאֲנִ֗י Ve–ben הִנְנִי֩ işte-ben מֵבִ֨יא getiriyorum אֶת־ -i– הַמַּבּ֥וּל –tufanı מַ֙יִם֙ sular עַל־ üzerine– הָאָ֔רֶץ –yeryüzünün לְשַׁחֵ֣ת yok-etmek-için כָּל־ tüm– בָּשָׂ֗ר bedeni אֲשֶׁר־ ki– בּוֹ֙ onda ר֣וּחַ nefes חַיִּ֔ים yaşamın מִתַּ֖חַת altından הַשָּׁמָ֑יִם –göklerin כֹּ֥ל her אֲשֶׁר־ ki– בָּאָ֖רֶץ yeryüzünde יִגְוָֽע׃ ölecek
Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.
18 וַהֲקִמֹתִ֥י Ve–kuracağım אֶת־ -i– בְּרִיתִ֖י antlaşmamı אִתָּ֑ךְ seninle וּבָאתָ֙ ve–gireceksin אֶל־ –e הַתֵּבָ֔ה –gemiye אַתָּ֕ה sen וּבָנֶ֛יךָ ve–oğulların וְאִשְׁתְּךָ֥ ve–karın וּנְשֵֽׁי־ ve–karıları– בָנֶ֖יךָ oğullarının אִתָּֽךְ׃ seninle
Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.
19 וּמִכָּל־ Ve–hepsinden– הָ֠חַי –yaşayanın מִֽכָּל־ hepsinden– בָּשָׂ֞ר bedenin שְׁנַ֧יִם ikisi מִכֹּ֛ל hepsinden תָּבִ֥יא getireceksin אֶל־ –e הַתֵּבָ֖ה –gemiye לְהַחֲיֹ֣ת yaşatmak-için אִתָּ֑ךְ seninle זָכָ֥ר erkek וּנְקֵבָ֖ה ve–dişi יִֽהְיֽוּ׃ olacaklar
Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.
20 מֵהָע֣וֹף Kuştan לְמִינֵ֗הוּ türüne-göre וּמִן־ ve––den הַבְּהֵמָה֙ –hayvandan לְמִינָ֔הּ türüne-göre מִכֹּ֛ל hepsinden רֶ֥מֶשׂ sürüngenin הָֽאֲדָמָ֖ה –toprağın לְמִינֵ֑הוּ türüne-göre שְׁנַ֧יִם ikisi מִכֹּ֛ל hepsinden יָבֹ֥אוּ gelecek אֵלֶ֖יךָ sana לְהַֽחֲיֽוֹת׃ yaşatmak-için
Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.
21 וְאַתָּ֣ה Ve–sen קַח־ al– לְךָ֗ kendine מִכָּל־ hepsinden– מַֽאֲכָל֙ yiyecek אֲשֶׁ֣ר ki יֵֽאָכֵ֔ל yenir וְאָסַפְתָּ֖ ve–toplayacaksın אֵלֶ֑יךָ sana וְהָיָ֥ה ve–olacak לְךָ֛ sana וְלָהֶ֖ם ve–onlara לְאָכְלָֽה׃ yemek-için
Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.›› olduğu sanılıyor.
22 וַיַּ֖עַשׂ Ve–yaptı נֹ֑חַ Nuh כְּ֠כֹל tümüne-göre אֲשֶׁ֨ר ki צִוָּ֥ה emretti אֹת֛וֹ ona אֱלֹהִ֖ים Tanrı כֵּ֥ן öyle עָשָֽׂה׃ yaptı ס —
Nuh Tanrı'nın bütün buyruklarını yerine getirdi.