1 אֵ֜לֶּה bunlar מַסְעֵ֣י yolculukları בְנֵֽי־ oğullarının יִשְׂרָאֵ֗ל İsrail'in אֲשֶׁ֥ר ki יָצְא֛וּ çıktılar מֵאֶ֥רֶץ –dan–diyarından מִצְרַ֖יִם Mısır'ın לְצִבְאֹתָ֑ם ordularıyla בְּיַד־ –da–eliyle מֹשֶׁ֖ה Musa'nın וְאַהֲרֹֽן׃ ve–Harun'un
Musayla Harun önderliğinde birlikler halinde Mısırdan çıkan İsrailliler sırasıyla aşağıdaki yolculukları yaptılar.
2 וַיִּכְתֹּ֨ב ve–yazdı מֹשֶׁ֜ה Musa אֶת־ –i מוֹצָאֵיהֶ֛ם çıkışlarını לְמַסְעֵיהֶ֖ם yolculuklarına–göre עַל־ üzerine פִּ֣י sözü יְהוָ֑ה Yahve'nin וְאֵ֥לֶּה ve–bunlar מַסְעֵיהֶ֖ם yolculukları לְמוֹצָאֵיהֶֽם׃ çıkışlarına–göre
Musa RABbin buyruğu uyarınca sırasıyla yapılan yolculukları kayda geçirdi. Yapılan yolculuklar şunlardır:
3 וַיִּסְע֤וּ ve–yola–çıktılar מֵֽרַעְמְסֵס֙ –dan–Ramses'ten בַּחֹ֣דֶשׁ –da–ayında הָֽרִאשׁ֔וֹן –birinci בַּחֲמִשָּׁ֥ה –da–on–beşinde עָשָׂ֛ר onuncu י֖וֹם günü לַחֹ֣דֶשׁ –e–ayın הָרִאשׁ֑וֹן –birinci מִֽמָּחֳרַ֣ת –dan–ertesi–günü הַפֶּ֗סַח –Fisıh'ın יָצְא֤וּ çıktılar בְנֵֽי־ oğulları יִשְׂרָאֵל֙ İsrail'in בְּיָ֣ד –da–elle רָמָ֔ה kalkmış לְעֵינֵ֖י gözleri–önünde כָּל־ tüm מִצְרָֽיִם׃ Mısır'ın
İsrailliler Fısıh kurbanının ertesi günü -birinci ayın on beşinci günü- Mısırlıların gözü önünde zafer havası içinde Ramsesten yola çıktılar.
4 וּמִצְרַ֣יִם ve–Mısır מְקַבְּרִ֗ים gömüyordu אֵת֩ –i אֲשֶׁ֨ר ki הִכָּ֧ה vurdu יְהוָ֛ה Yahve בָּהֶ֖ם içlerinde כָּל־ her בְּכ֑וֹר ilk–doğanı וּבֵאלֹ֣הֵיהֶ֔ם ve–ilahlarına עָשָׂ֥ה yaptı יְהוָ֖ה Yahve שְׁפָטִֽים׃ yargılar
O sırada Mısırlılar RABbin yok ettiği ilk doğan çocuklarını gömüyorlardı; RAB onların ilahlarını yargılamıştı.
5 וַיִּסְע֥וּ ve–yola–çıktılar בְנֵֽי־ oğulları יִשְׂרָאֵ֖ל İsrail'in מֵרַעְמְסֵ֑ס –dan–Ramses'ten וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּסֻכֹּֽת׃ –da–Sukkot'ta
İsrailliler Ramsesten yola çıkıp Sukkotta konakladılar.
6 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִסֻּכֹּ֑ת –dan–Sukkot'tan וַיַּחֲנ֣וּ ve–konakladılar בְאֵתָ֔ם –da–Etam'da אֲשֶׁ֖ר ki בִּקְצֵ֥ה kenarında הַמִּדְבָּֽר׃ –çölün
Sukkottan ayrılıp çöl kenarındaki Etamda konakladılar.
7 וַיִּסְעוּ֙ ve–yola–çıktılar מֵֽאֵתָ֔ם –dan–Etam'dan וַיָּ֙שָׁב֙ ve–döndü עַל־ üzerine פִּ֣י הַחִירֹ֔ת Pi–Hahirot אֲשֶׁ֥ר ki עַל־ üzerine פְּנֵ֖י yüzü בַּ֣עַל צְפ֑וֹן Baal–Sefon וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar לִפְנֵ֥י önünde מִגְדֹּֽל׃ Migdol'un
Etamdan ayrılıp Baal-Sefonun doğusundaki Pi-Hahirota döndüler, Migdol yakınlarında konakladılar.
8 וַיִּסְעוּ֙ ve–yola–çıktılar מִפְּנֵ֣י önünden הַֽחִירֹ֔ת –Hahirot'un וַיַּֽעַבְר֥וּ ve–geçtiler בְתוֹךְ־ içinden הַיָּ֖ם –denizin הַמִּדְבָּ֑רָה –çöle וַיֵּ֨לְכ֜וּ ve–gittiler דֶּ֣רֶךְ yolunda שְׁלֹ֤שֶׁת üç יָמִים֙ gün בְּמִדְבַּ֣ר –da–çölünde אֵתָ֔ם Etam'ın וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמָרָֽה׃ –da–Mara'da
Pi-Hahirottan ayrılıp denizden çöle geçtiler. Etam Çölünde üç gün yürüdükten sonra Marada konakladılar.
9 וַיִּסְעוּ֙ ve–yola–çıktılar מִמָּרָ֔ה –dan–Mara'dan וַיָּבֹ֖אוּ ve–vardılar אֵילִ֑מָה Elim'e וּ֠בְאֵילִם ve–Elim'de שְׁתֵּ֣ים on–iki עֶשְׂרֵ֞ה oniki עֵינֹ֥ת pınar מַ֛יִם su וְשִׁבְעִ֥ים ve–yetmiş תְּמָרִ֖ים hurma–ağacı וַיַּחֲנוּ־ ve–konakladılar שָֽׁם׃ orada
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.
10 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵאֵילִ֑ם –dan–Elim'den וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar עַל־ üzerine יַם־ denizi סֽוּף׃ Kamış
Elimden ayrılıp Kızıldeniz kıyısında konakladılar.
11 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִיַּם־ –dan–denizinden ס֑וּף Kamış וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמִדְבַּר־ –da–çölünde סִֽין׃ Sin
Kızıldenizden ayrılıp Sin Çölünde konakladılar.
12 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִמִּדְבַּר־ –dan–çölünden סִ֑ין Sin'in וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּדָפְקָֽה׃ –da–Dofka'da
Sin Çölünden ayrılıp Dofkada konakladılar.
13 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִדָּפְקָ֑ה –dan–Dofka'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּאָלֽוּשׁ׃ –da–Aluş'ta
Dofkadan ayrılıp Aluşta konakladılar.
14 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵאָל֑וּשׁ –dan–Aluş'tan וַֽיַּחֲנוּ֙ ve–konakladılar בִּרְפִידִ֔ם –da–Refidim'de וְלֹא־ ve–değil הָ֨יָה vardı שָׁ֥ם orada מַ֛יִם su לָעָ֖ם –için–halkın לִשְׁתּֽוֹת׃ içmek–için
Aluştan ayrılıp Refidimde konakladılar. Orada halk için içecek su yoktu.
15 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵרְפִידִ֑ם –dan–Refidim'den וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמִדְבַּ֥ר –da–çölünde סִינָֽי׃ Sina
Refidimden ayrılıp Sina Çölünde konakladılar.
16 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִמִּדְבַּ֣ר –dan–çölünden סִינָ֑י Sina'nın וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּקִבְרֹ֥ת הַֽתַּאֲוָֽה׃ –da–Kivrot–Hattaava'da
Sina Çölünden ayrılıp Kivrot-Hattaavada konakladılar.
17 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִקִּבְרֹ֣ת הַֽתַּאֲוָ֑ה –dan–Kivrot–Hattaava'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בַּחֲצֵרֹֽת׃ –da–Haserot'ta
Kivrot-Hattaavadan ayrılıp Haserotta konakladılar.
18 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵחֲצֵרֹ֑ת –dan–Haserot'tan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּרִתְמָֽה׃ –da–Ritma'da
Haserottan ayrılıp Ritmada konakladılar.
19 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵרִתְמָ֑ה –dan–Ritma'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּרִמֹּ֥ן פָּֽרֶץ׃ –da–Rimmon–Peres'te
Ritmadan ayrılıp Rimmon-Pereste konakladılar.
20 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵרִמֹּ֣ן פָּ֑רֶץ –dan–Rimmon–Peres'ten וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּלִבְנָֽה׃ –da–Livna'da
Rimmon-Peresten ayrılıp Livnada konakladılar.
21 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִלִּבְנָ֑ה –dan–Livna'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּרִסָּֽה׃ –da–Rissa'da
Livnadan ayrılıp Rissada konakladılar.
22 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵרִסָּ֑ה –dan–Rissa'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בִּקְהֵלָֽתָה׃ –da–Kehelata'da
Rissadan ayrılıp Kehelatada konakladılar.
23 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִקְּהֵלָ֑תָה –dan–Kehelata'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּהַר־ –da–dağında שָֽׁפֶר׃ Şefer
Kehelatadan ayrılıp Şefer Dağında konakladılar.
24 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵֽהַר־ –dan–dağından שָׁ֑פֶר Şefer'in וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בַּחֲרָדָֽה׃ –da–Harada'da
Şefer Dağından ayrılıp Haradada konakladılar.
25 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵחֲרָדָ֑ה –dan–Harada'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמַקְהֵלֹֽת׃ –da–Makhelot'ta
Haradadan ayrılıp Makhelotta konakladılar.
26 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִמַּקְהֵלֹ֑ת –dan–Makhelot'tan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּתָֽחַת׃ –da–Tahat'ta
Makhelottan ayrılıp Tahatta konakladılar.
27 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִתָּ֑חַת –dan–Tahat'tan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּתָֽרַח׃ –da–Terah'ta
Tahattan ayrılıp Terahta konakladılar.
28 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִתָּ֑רַח –dan–Terah'tan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמִתְקָֽה׃ –da–Mitka'da
Terahtan ayrılıp Mitkada konakladılar.
29 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִמִּתְקָ֑ה –dan–Mitka'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּחַשְׁמֹנָֽה׃ –da–Haşmona'da
Mitkadan ayrılıp Haşmonada konakladılar.
30 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵֽחַשְׁמֹנָ֑ה –dan–Haşmona'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּמֹסֵרֽוֹת׃ –da–Moserot'ta
Haşmonadan ayrılıp Moserotta konakladılar.
31 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִמֹּסֵר֑וֹת –dan–Moserot'tan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בִּבְנֵ֥י יַעֲקָֽן׃ –da–Bene–Yaakan'da
Moserottan ayrılıp Bene-Yaakanda konakladılar.
32 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִבְּנֵ֣י יַעֲקָ֑ן –dan–Bene–Yaakan'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּחֹ֥ר הַגִּדְגָּֽד׃ –da–Hor–Hagidgad'da
Bene-Yaakandan ayrılıp Hor-Hagidgatta konakladılar.
33 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵחֹ֣ר הַגִּדְגָּ֑ד –dan–Hor–Hagidgad'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּיָטְבָֽתָה׃ –da–Yotbata'da
Hor-Hagidgattan ayrılıp Yotvatada konakladılar.
34 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִיָּטְבָ֑תָה –dan–Yotbata'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּעַבְרֹנָֽה׃ –da–Avrona'da
Yotvatadan ayrılıp Avronada konakladılar.
35 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵֽעַבְרֹנָ֑ה –dan–Avrona'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּעֶצְי֥וֹן גָּֽבֶר׃ –da–Etsyon–Gever'de
Avronadan ayrılıp Esyon-Geverde konakladılar.
36 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵעֶצְי֣וֹן גָּ֑בֶר –dan–Etsyon–Gever'den וַיַּחֲנ֥וּ ve–konakladılar בְמִדְבַּר־ –da–çölünde צִ֖ן Tsin'in הִ֥וא o קָדֵֽשׁ׃ Kadeş
Esyon-Geverden ayrılıp Zin Çölünde -Kadeşte- konakladılar.
37 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִקָּדֵ֑שׁ –dan–Kadeş'ten וַֽיַּחֲנוּ֙ ve–konakladılar בְּהֹ֣ר –da–Hor הָהָ֔ר –dağında בִּקְצֵ֖ה kenarında אֶ֥רֶץ diyarının אֱדֽוֹם׃ Edom'un
Kadeşten ayrılıp Edom sınırındaki Hor Dağında konakladılar.
38 וַיַּעַל֩ ve–çıktı אַהֲרֹ֨ן Harun הַכֹּהֵ֜ן –kâhin אֶל־ –e הֹ֥ר Hor הָהָ֛ר –dağına עַל־ üzerine פִּ֥י sözü יְהוָ֖ה Yahve'nin וַיָּ֣מָת ve–öldü שָׁ֑ם orada בִּשְׁנַ֣ת –da–yılında הָֽאַרְבָּעִ֗ים –kırkıncı לְצֵ֤את –için–çıkış בְּנֵֽי־ oğullarının יִשְׂרָאֵל֙ İsrail'in מֵאֶ֣רֶץ –dan–diyarından מִצְרַ֔יִם Mısır'ın בַּחֹ֥דֶשׁ –da–ayında הַחֲמִישִׁ֖י –beşinci בְּאֶחָ֥ד –da–birinde לַחֹֽדֶשׁ׃ –e–ayın
Kâhin Harun RABbin buyruğu uyarınca Hor Dağına çıktı. İsraillilerin Mısırdan çıkışlarının kırkıncı yılı, beşinci ayın birinci günü orada öldü.
39 וְאַהֲרֹ֔ן ve–Harun בֶּן־ oğlu שָׁלֹ֧שׁ üç וְעֶשְׂרִ֛ים ve–yirmi וּמְאַ֖ת ve–yüz שָׁנָ֑ה yaşında בְּמֹת֖וֹ ölümünde בְּהֹ֥ר –da–Hor הָהָֽר׃ –dağında ס s
Hor Dağında öldüğünde Harun 123 yaşındaydı.
40 וַיִּשְׁמַ֗ע ve–duydu הַֽכְּנַעֲנִי֙ –Kenanlı מֶ֣לֶךְ kralı עֲרָ֔ד Arad'ın וְהֽוּא־ ve–o יֹשֵׁ֥ב oturan בַּנֶּ֖גֶב –da–Negev'de בְּאֶ֣רֶץ –da–diyarında כְּנָ֑עַן Kenan'ın בְּבֹ֖א –da–gelişinde בְּנֵ֥י oğullarının יִשְׂרָאֵֽל׃ İsrail'in
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.
41 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵהֹ֣ר –dan–Hor הָהָ֑ר –dağından וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּצַלְמֹנָֽה׃ –da–Tsalmona'da
İsrailliler Hor Dağından ayrılıp Salmonada konakladılar.
42 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִצַּלְמֹנָ֑ה –dan–Tsalmona'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּפוּנֹֽן׃ –da–Punon'da
Salmonadan ayrılıp Punonda konakladılar.
43 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִפּוּנֹ֑ן –dan–Punon'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּאֹבֹֽת׃ –da–Ovot'ta
Punondan ayrılıp Ovotta konakladılar.
44 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵאֹבֹ֑ת –dan–Ovot'tan וַֽיַּחֲנ֛וּ ve–konakladılar בְּעִיֵּ֥י הָעֲבָרִ֖ים –da–İye–Avarim'de בִּגְב֥וּל sınırında מוֹאָֽב׃ Moav'ın
Ovottan ayrılıp Moav sınırındaki İye-Haavarimde konakladılar.
45 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵעִיִּ֑ים –dan–İyim'den וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּדִיבֹ֥ן –da–Divon גָּֽד׃ Gad
İyimden ayrılıp Divon-Gadda konakladılar.
46 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מִדִּיבֹ֣ן –dan–Divon גָּ֑ד Gad'dan וַֽיַּחֲנ֖וּ ve–konakladılar בְּעַלְמֹ֥ן דִּבְלָתָֽיְמָה׃ –da–Almon–Divlatayim'de
Divon-Gaddan ayrılıp Almon-Divlataymada konakladılar.
47 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵעַלְמֹ֣ן דִּבְלָתָ֑יְמָה –dan–Almon–Divlatayim'den וַֽיַּחֲנ֛וּ ve–konakladılar בְּהָרֵ֥י –da–dağlarında הָעֲבָרִ֖ים –Avarim'in לִפְנֵ֥י önünde נְבֽוֹ׃ Nevo'nun
Almon-Divlataymadan ayrılıp Nevo yakınlarındaki Haavarim dağlık bölgesinde konakladılar.
48 וַיִּסְע֖וּ ve–yola–çıktılar מֵהָרֵ֣י –dan–dağlarından הָעֲבָרִ֑ים –Avarim'in וַֽיַּחֲנוּ֙ ve–konakladılar בְּעַֽרְבֹ֣ת –da–ovalarında מוֹאָ֔ב Moav'ın עַ֖ל üzerine יַרְדֵּ֥ן Ürdün'un יְרֵחֽוֹ׃ Eriha
Haavarim dağlık bölgesinden ayrılıp Şeria Irmağı yanında, Eriha karşısındaki Moav ovalarında konakladılar.
49 וַיַּחֲנ֤וּ ve–konakladılar עַל־ üzerine הַיַּרְדֵּן֙ –Ürdün'un מִבֵּ֣ית הַיְשִׁמֹ֔ת –dan–Beyt–Yeşimot'tan עַ֖ד –a–kadar אָבֵ֣ל הַשִּׁטִּ֑ים Avel–Haşittim'e בְּעַֽרְבֹ֖ת –da–ovalarında מוֹאָֽב׃ Moav'ın ס s
Şeria Irmağı boyunca Beythayeşimottan Avel-Haşşittime kadar Moav ovalarında konakladılar.
50 וַיְדַבֵּ֧ר ve–konuştu יְהוָ֛ה Yahve אֶל־ –e מֹשֶׁ֖ה Musa'ya בְּעַֽרְבֹ֣ת –da–ovalarında מוֹאָ֑ב Moav'ın עַל־ üzerine יַרְדֵּ֥ן Ürdün'un יְרֵח֖וֹ Eriha לֵאמֹֽר׃ diyerek
Orada, Şeria Irmağı yanında Eriha karşısındaki Moav ovalarında RAB Musaya şöyle dedi:
51 דַּבֵּר֙ söyle אֶל־ –e בְּנֵ֣י oğullarına יִשְׂרָאֵ֔ל İsrail'in וְאָמַרְתָּ֖ ve–de אֲלֵהֶ֑ם onlara כִּ֥י ki אַתֶּ֛ם siz עֹבְרִ֥ים geçiyorsunuz אֶת־ –i הַיַּרְדֵּ֖ן –Ürdün'ü אֶל־ –e אֶ֥רֶץ diyarına כְּנָֽעַן׃ Kenan'ın
‹‹İsraillilere de ki, ‹Şeria Irmağından Kenan ülkesine geçince,
52 וְה֨וֹרַשְׁתֶּ֜ם ve–kovacaksınız אֶת־ –i כָּל־ tüm יֹשְׁבֵ֤י oturanlarını הָאָ֙רֶץ֙ –diyarın מִפְּנֵיכֶ֔ם önünüzden וְאִ֨בַּדְתֶּ֔ם ve–yok–edeceksiniz אֵ֖ת –i כָּל־ tüm מַשְׂכִּיֹּתָ֑ם taş–resimlerini וְאֵ֨ת ve–i כָּל־ tüm צַלְמֵ֤י putlarını מַסֵּֽכֹתָם֙ dökme–metal תְּאַבֵּ֔דוּ yok–edeceksiniz וְאֵ֥ת ve–i כָּל־ tüm בָּמֹתָ֖ם yüksek–yerlerini תַּשְׁמִֽידוּ׃ yok–edeceksiniz
ülkede yaşayan bütün halkı kovacaksınız. Oyma ve dökme putlarını yok edecek, tapınma yerlerini yıkacaksınız.
53 וְהוֹרַשְׁתֶּ֥ם ve–sahip–olacaksınız אֶת־ –i הָאָ֖רֶץ –diyarı וִֽישַׁבְתֶּם־ ve–oturacaksınız בָּ֑הּ içinde כִּ֥י çünkü לָכֶ֛ם size נָתַ֥תִּי verdim אֶת־ –i הָאָ֖רֶץ –diyarı לָרֶ֥שֶׁת sahip–olmak–için אֹתָֽהּ׃ onu
Ülkeyi yurt edinecek, oraya yerleşeceksiniz; çünkü mülk edinesiniz diye orayı size verdim.
54 וְהִתְנַחַלְתֶּם֩ ve–miras–alacaksınız אֶת־ –i הָאָ֨רֶץ –diyarı בְּגוֹרָ֜ל kura–ile לְמִשְׁפְּחֹֽתֵיכֶ֗ם ailelerinize–göre לָרַ֞ב –için–çok–olan תַּרְבּ֤וּ çoğaltacaksınız אֶת־ –i נַחֲלָתוֹ֙ mirasını וְלַמְעַט֙ ve–için–az–olan תַּמְעִ֣יט azaltacaksınız אֶת־ –i נַחֲלָת֔וֹ mirasını אֶל֩ –e אֲשֶׁר־ ki יֵ֨צֵא çıkarsa ל֥וֹ ona שָׁ֛מָּה oraya הַגּוֹרָ֖ל –kura ל֣וֹ onun יִהְיֶ֑ה olacak לְמַטּ֥וֹת –için–oymaklarına אֲבֹתֵיכֶ֖ם babalarınızın תִּתְנֶחָֽלוּ׃ miras–alacaksınız
Ülkeyi boylarınız arasında kurayla paylaşacaksınız. Büyük boya büyük pay, küçük boya küçük pay vereceksiniz. Kurada kime ne çıkarsa, orası onun olacak. Dağıtımı atalarınızın oymaklarına göre yapacaksınız.
55 וְאִם־ ve–eğer לֹ֨א değil תוֹרִ֜ישׁוּ kovmazsanız אֶת־ –i יֹשְׁבֵ֣י oturanlarını הָאָרֶץ֮ –diyarın מִפְּנֵיכֶם֒ önünüzden וְהָיָה֙ ve–olacak אֲשֶׁ֣ר ki תּוֹתִ֣ירוּ bırakacağınız מֵהֶ֔ם onlardan לְשִׂכִּים֙ –için–dikenler בְּעֵ֣ינֵיכֶ֔ם gözlerinizde וְלִצְנִינִ֖ם ve–için–çalılar בְּצִדֵּיכֶ֑ם yanlarınızda וְצָרֲר֣וּ ve–sıkıştıracaklar אֶתְכֶ֔ם sizi עַל־ üzerine הָאָ֕רֶץ –diyarın אֲשֶׁ֥ר ki אַתֶּ֖ם siz יֹשְׁבִ֥ים oturuyorsunuz בָּֽהּ׃ içinde
‹‹ ‹Ama ülkede yaşayanları kovmazsanız, orada bıraktığınız halk gözlerinizde kanca, böğürlerinizde diken olacak. Yaşayacağınız ülkede size sıkıntı verecekler.
56 וְהָיָ֗ה ve–olacak כַּאֲשֶׁ֥ר gibi דִּמִּ֛יתִי düşündüm לַעֲשׂ֥וֹת yapmak לָהֶ֖ם onlara אֶֽעֱשֶׂ֥ה yapacağım לָכֶֽם׃ size פ p
Ben de onlara yapmayı tasarladığımı size yapacağım.› ››