1 וַיְהִ֥י ve–oldu דְבַר־ sözü– יְהוָ֖ה Yahve'nin אֵלַ֥י bana לֵאמֹֽר׃ diyerek
RAB bana şöyle seslendi:
2 בֶּן־ oğlu– אָדָ֕ם insanın שִׂ֥ים çevir פָּנֶ֖יךָ yüzünü עַל־ –e הַ֣ר dağı שֵׂעִ֑יר Seir וְהִנָּבֵ֖א ve–peygamberlik–et עָלָֽיו׃ ona–karşı
‹‹İnsanoğlu, yüzünü Seir Dağına çevir, ona karşı peygamberlik et.
3 וְאָמַ֣רְתָּ ve–söyle לּ֗וֹ ona כֹּ֤ה böyle אָמַר֙ söyledi אֲדֹנָ֣י Rab יְהוִ֔ה Yahve הִנְנִ֥י işte–ben אֵלֶ֖יךָ sana–karşıyım הַר־ dağı– שֵׂעִ֑יר Seir וְנָטִ֤יתִי ve–uzatacağım יָדִי֙ elimi עָלֶ֔יךָ sana–karşı וּנְתַתִּ֖יךָ ve–yapacağım–seni שְׁמָמָ֥ה viranelik וּמְשַׁמָּֽה׃ ve–ıssızlık
Ona de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey Seir Dağı, sana karşıyım! Elimi sana karşı uzatacak, seni viran edip kimsesiz bırakacağım.
4 עָרֶ֙יךָ֙ şehirlerini חָרְבָּ֣ה harabe אָשִׂ֔ים yapacağım וְאַתָּ֖ה ve–sen שְׁמָמָ֣ה viranelik תִֽהְיֶ֑ה olacaksın וְיָדַעְתָּ֖ ve–bileceksin כִּֽי־ ki– אֲנִ֥י ben יְהוָֽה׃ Yahve'yim
Kentlerini yerle bir edeceğim, kimsesiz kalacaksın. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksın.
5 יַ֗עַן çünkü הֱי֤וֹת olduğu–için לְךָ֙ sende אֵיבַ֣ת düşmanlık עוֹלָ֔ם ebedi וַתַּגֵּ֥ר ve–teslim–ettin אֶת־ – בְּנֵֽי־ oğullarını– יִשְׂרָאֵ֖ל İsrail'in עַל־ –e יְדֵי־ ellerine– חָ֑רֶב kılıcın בְּעֵ֣ת zamanında אֵידָ֔ם felaketlerinin בְּעֵ֖ת zamanında עֲוֺ֥ן günahın קֵֽץ׃ sonun
‹‹ ‹Madem İsraillilere hep kin besledin, yıkıma uğradıklarında, cezalandırılmalarının zamanı doruğa ulaştığında, onları kılıca teslim ettin,
6 לָכֵ֣ן bundan–dolayı חַי־ varlığım–üzerine– אָ֗נִי ben נְאֻם֙ bildirisi אֲדֹנָ֣י Rab יְהוִ֔ה Yahve כִּֽי־ ki– לְדָ֥ם kana אֶעֶשְׂךָ֖ teslim–edeceğim–seni וְדָ֣ם ve–kan יִרְדֲּפֶ֑ךָ kovalayacak–seni אִם־ eğer– לֹ֥א değil דָ֛ם kanı שָׂנֵ֖אתָ nefret–ettin וְדָ֥ם ve–kan יִרְדֲּפֶֽךָ׃ kovalayacak–seni
varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, senin kanını akıtacağım, kan peşini bırakmayacak. Madem kan dökmekten nefret etmedin, kan peşini bırakmayacak.
7 וְנָֽתַתִּי֙ ve–yapacağım אֶת־ – הַ֣ר dağını שֵׂעִ֔יר Seir'in לְשִֽׁמְמָ֖ה viranelik וּשְׁמָמָ֑ה ve–ıssızlık וְהִכְרַתִּ֥י ve–yok–edeceğim מִמֶּ֖נּוּ ondan עֹבֵ֥ר geçeni וָשָֽׁב׃ ve–döneni
Seir Dağını viran edip kimsesiz bırakacağım, oraya gidip geleni kesip atacağım.
8 וּמִלֵּאתִ֥י ve–dolduracağım אֶת־ – הָרָ֖יו dağlarını חֲלָלָ֑יו öldürülenlerle גִּבְעוֹתֶ֤יךָ tepelerin וְגֵאוֹתֶ֙יךָ֙ ve–vadilerin וְכָל־ ve–tüm– אֲפִיקֶ֔יךָ derelerinin חַלְלֵי־ öldürülenleri– חֶ֖רֶב kılıcın יִפְּל֥וּ düşecek בָהֶֽם׃ onlarda
Dağlarını ölülerle dolduracağım; kılıçtan geçirilenler senin tepelerinde, vadilerinde, derelerinde düşüp ölecekler.
9 שִֽׁמְמ֤וֹת viraneliklere עוֹלָם֙ ebedi אֶתֶּנְךָ֔ teslim–edeceğim–seni וְעָרֶ֖יךָ ve–şehirlerin לֹ֣א değil [תישבנה] [oturulmayacak] (תָשֹׁ֑בְנָה) (dönmeyecek) וִֽידַעְתֶּ֖ם ve–bileceksiniz כִּֽי־ ki– אֲנִ֥י ben יְהוָֽה׃ Yahve'yim
Seni sonsuza dek viran edeceğim, kentlerinde kimse oturmayacak. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaksın.
10 יַ֣עַן çünkü אֲ֠מָרְךָ söylediğin–için אֶת־ – שְׁנֵ֨י iki הַגּוֹיִ֜ם milletler וְאֶת־ ve– שְׁתֵּ֧י iki הָאֲרָצ֛וֹת ülkeler לִ֥י benim תִהְיֶ֖ינָה olacak וִֽירַשְׁנ֑וּהָ ve–miras–alacağız–onu וַֽיהוָ֖ה ve–Yahve שָׁ֥ם orada הָיָֽה׃ olmasına–rağmen
‹‹ ‹Siz, bu iki ulus, bu iki ülke bizim olacak, onları miras alacağız demiştiniz. Oysa RAB oralardadır.
11 לָכֵ֣ן bundan–dolayı חַי־ varlığım–üzerine– אָ֗נִי ben נְאֻם֮ bildirisi אֲדֹנָ֣י Rab יְהוִה֒ Yahve וְעָשִׂ֗יתִי ve–yapacağım כְּאַפְּךָ֙ öfkene–göre וּכְקִנְאָ֣תְךָ֔ ve–kıskançlığına–göre אֲשֶׁ֣ר ki עָשִׂ֔יתָה yaptın מִשִּׂנְאָתֶ֖יךָ nefretinle בָּ֑ם onlara וְנוֹדַ֥עְתִּי ve–tanınacağım בָ֖ם onlarda כַּאֲשֶׁ֥ר –de אֶשְׁפְּטֶֽךָ׃ yargıladığımda–seni
Bundan ötürü varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, beslediğiniz kin yüzünden halkıma nasıl öfkeyle, kıskançlıkla davrandıysanız, ben de size öyle davranacağım. Sizi yargıladığım zaman onlara kendimi tanıtacağım.
12 וְֽיָדַעְתָּ֮ ve–bileceksin כִּֽי־ ki– אֲנִ֣י ben יְהוָה֒ Yahve'yim שָׁמַ֣עְתִּי ׀ işittim אֶת־ – כָּל־ tüm– נָאָֽצוֹתֶ֗יךָ küfürlerini אֲשֶׁ֥ר ki אָמַ֛רְתָּ söyledin עַל־ –e–karşı הָרֵ֥י dağlarına יִשְׂרָאֵ֖ל İsrail'in לֵאמֹ֣ר ׀ diyerek [שממה] [viranelik] (שָׁמֵ֑מוּ) (viran–oldular) לָ֥נוּ bize נִתְּנ֖וּ verildi לְאָכְלָֽה׃ yemek–için
O zaman İsrail dağlarına sövgülerinizi duyduğumu anlayacaksınız. Şöyle demiştiniz: ‹‹Yerle bir oldular, yutalım diye bize verildiler.››
13 וַתַּגְדִּ֤ילוּ ve–büyüklük–tasladınız עָלַי֙ bana–karşı בְּפִיכֶ֔ם ağzınızla וְהַעְתַּרְתֶּ֥ם ve–çoğalttınız עָלַ֖י bana–karşı דִּבְרֵיכֶ֑ם sözlerinizi אֲנִ֖י ben שָׁמָֽעְתִּי׃ işittim ס —
Bana karşı böbürlendiğinizi, saygısızca konuştuğunuzu da duydum.
14 כֹּ֥ה böyle אָמַ֖ר söyledi אֲדֹנָ֣י Rab יְהוִ֑ה Yahve כִּשְׂמֹ֙חַ֙ sevindiğinde כָּל־ tüm– הָאָ֔רֶץ dünya שְׁמָמָ֖ה viraneliğe אֶעֱשֶׂה־ yapacağım– לָּֽךְ׃ seni
Egemen RAB şöyle diyor: Bütün yeryüzü sevinirken, seni yerle bir edeceğim.
15 כְּשִׂמְחָ֨תְךָ֜ sevindiğin–gibi לְנַחְלַ֧ת mirasına בֵּֽית־ evinin– יִשְׂרָאֵ֛ל İsrail'in עַ֥ל üzerine אֲשֶׁר־ ki– שָׁמֵ֖מָה viran–oldu כֵּ֣ן öyle אֶעֱשֶׂה־ yapacağım– לָּ֑ךְ sana שְׁמָמָ֨ה viranelik תִֽהְיֶ֤ה olacaksın הַר־ dağı– שֵׂעִיר֙ Seir וְכָל־ ve–tüm– אֱד֣וֹם Edom כֻּלָּ֔הּ hepsi וְיָדְע֖וּ ve–bilecekler כִּֽי־ ki– אֲנִ֥י ben יְהוָֽה׃ Yahve'yim פ —
İsrail halkının mirası yerle bir olduğunda nasıl sevindinse, ben de sana öyle davranacağım. Ey Seir Dağı, viran olacaksın; bütün Edom da viran olacak. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.› ››