İsa ile şakirtleri Kudüse yaklaştılar. Zeytin Dağının eteklerindeki Beytfaci ve Beytanya köylerine vardılar. İsa şakirtlerinden ikisini önden gönderdi.
2
“Karşıdaki köye gidin. Köye varır varmaz üzerine hiç binilmemiş, kazığa bağlı bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin.
3
Biri size, ‘Ne yapıyorsunuz? diye sorarsa, ‘Efendimizin buna ihtiyacı var, hemen geri gönderecek deyin.”
4
Şakirtler yola çıktılar. Vardıklarında yol üzerinde bir kapının yanında kazığa bağlı bir sıpa buldular. Sıpanın ipini çözdüler.
5
O sırada orada bulunan birkaç kişi, “Ne yapıyorsunuz? Sıpayı neden çözüyorsunuz?” diye sordular.
6
Şakirtler İsanın söylediği gibi cevap verdiler. Adamlar da sıpayı almalarına müsaade ettiler.
7
Şakirtler sıpayı İsaya getirdiler. Üzerine abalarını yaydılar. İsa sıpaya bindi.
8
Pek çok kişi abalarını İsanın geçtiği yola serdi. Bazı kişiler de ağaçlardan kestikleri dalları yola serdiler.
9
Kimileri İsanın önünden, kimileri de arkasından yürüyordu. Hep bir ağızdan şöyle bağırıyorlardı: “Yaşasın Rabbin adına gelen, O mübarek olsun!
10
Atamız Davudun yaklaşan hükümranlığı mübarek olsun! Yücelerdeki Allaha hamtlar olsun!”
11
İsa böylece Kudüse girdi, doğruca mabede gitti, her tarafı gözden geçirdi. Saat hayli ilerlemişti. O yüzden on iki havarisiyle Beytanyaya döndü.
12
Ertesi gün Beytanyadan ayrıldılar. İsa acıkmıştı.
13
Uzakta yapraklanmış bir incir ağacı gördü. Aslında incir zamanı değildi. Yine de üzerinde ham incir var mı diye bakmak için ağaca yaklaştı. Fakat ağaçta yapraktan başka bir şey bulamadı.
14
Sonra ağaca, “Bir daha asla meyven olmasın!” dedi. Şakirtleri de bunu duydu.
15
Sonra Kudüse tekrar gittiler, mabet alanına girdiler. İsa avluda alışveriş yapanları kovdu. Para bozanların masalarını ve güvercin satanların tezgâhlarını devirdi.
16
Hiç kimsenin mabet alanından yük geçirmesine izin vermedi.
17
Sonra halka vazetmeye başladı. Onlara, “Tevratta, ‘Evim, bütün halkların dua evi olacak diye yazılmıştır. Fakat siz burayı haydut yuvasına çevirdiniz” dedi.
18
Başrahipler ve din âlimleri bunu duydular. İsayı öldürmenin yolunu aramaya başladılar. Ondan korkuyorlardı, çünkü bütün halk Onun vaazlarına hayrandı.
19
Akşam olunca İsa şakirtleriyle şehirden ayrıldı.
20
Ertesi sabah İsayla şakirtleri yolda yürüyorlardı. Bir gün önceki incir ağacını gördüler. Ağaç tamamen kurumuştu.
21
Petrus olayı hatırladı; İsaya, “Hocam, bak! Dün lânetlediğin incir ağacı kurumuş” dedi.
22
İsa şöyle karşılık verdi: “Allaha iman edin.
23
Emin olun, içinizden kim şu dağa, ‘Kalk, denize atla derse, yüreğinde hiç kuşku duymaz ve olacağına inanırsa, dediği yerine gelecektir.
24
Bu sebeple size söylüyorum, duayla ne isterseniz, daha dua ederken onu aldığınıza iman edin, isteğiniz yerine gelecektir.
25
Dua ettiğiniz zaman birine dargınsanız, onu bağışlayın, öyle ki semavî Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.”
26
Dua ettiğiniz zaman birine dargınsanız, onu bağışlayın, öyle ki semavî Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.”
27
İsa ile şakirtleri Kudüse geri geldiler. İsa mabet alanında yürüyordu. Başrahipler, din âlimleri ve Yahudi ileri gelenleri İsanın yanına geldiler.
28
Ona, “Söyle bize, bunları hangi yetkiyle yapıyorsun? Bu yetkiyi sana kim verdi?” diye sordular.
29
İsa onlara şöyle dedi: “Ben de size bir soru sorayım. Bana cevap verin, ben de bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylerim:
30
Yahya vaftiz yetkisini Allahtan mı aldı yoksa insandan mı? Cevap verin.”
31
Bunu kendi aralarında tartıştılar. Birbirlerine, “‘Allahtan desek, ‘O zaman ona neden inanmadınız? diyecek.
32
‘İnsandan olduğunu da söyleyemeyiz” dediler. Halktan çekiniyorlardı, çünkü halk Yahyanın gerçekten peygamber olduğuna inanıyordu.
33
İsaya, “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler. Bunun üzerine İsa, “Ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim” dedi.