Bundan sonra İsa Celile bölgesinde dolaşmaya başladı. Yahudi önderler Onu öldürmeyi tasarladıklarından ötürü Yahudiye bölgesinde dolaşmak istemiyordu.
2
Yahudilerin Çardak Bayramı yaklaşmıştı.
3
Bu yüzden kardeşleri İsaya, “Buradan ayrıl, Yahudiyeye git. O zaman oradaki şakirtlerin de senin yaptığın alâmetlere şahit olur.
4
Kendini herkese tanıtmak isteyen biri yaptıklarını gizlemez. Madem bu alâmetleri yapıyorsun, kendini dünyaya göster!” dediler.
5
Kendi kardeşleri bile İsaya inanmıyordu.
6
İsa onlara şöyle dedi: “Benim zamanım daha gelmedi. Fakat sizin için her zaman uygundur.
7
Dünya sizden nefret etmez. Fakat benden nefret ediyor. Çünkü ben insanlara, yaptıklarının kötü olduğunu söylüyorum.
8
Siz bayramı kutlamaya gidin. Ben gelmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha gelmedi.”
9
İsa bu sözleri söyledi ve Celile bölgesinde kaldı.
10
Kardeşleri bayramı kutlamaya gitti. Peşlerinden İsa da yola çıktı; alenen değil, gizlice Kudüse gitti.
11
Yahudi önderler bayram kutlamaları sırasında İsayı aradılar, “O adam nerede?” diye sordular.
12
Halk arasında İsa hakkında birçok söylenti dolaşıyordu. İçlerinden bazıları, “İyi adamdır” derken bazıları, “Hayır, halkı saptırıyor” dedi.
13
Ancak halk Yahudi önderlerden korktuğu için hiç kimse İsa hakkında açıkça konuşmadı.
14
Bayramın yarısı geçmişti. İsa mabede gitti, vazetmeye başladı.
15
Yahudi önderler hayret içinde kaldı; “Bu adamın hiç tahsili yok, nasıl bu kadar çok şey biliyor?” dediler.
16
İsa şöyle cevap verdi: “Vazettiklerim bana ait değil, beni gönderene aittir.
17
Allahın isteğini yerine getirmek isteyen, vazettiklerimin Allahtan mı olduğunu yoksa kendi adıma mı konuştuğumu bilecektir.
18
Kendi adına konuşan, kendini yüceltir. Ancak kendini göndereni yücelten doğru ve adildir.
19
Musa size Tevratı vermedi mi? Fakat hiçbiriniz Tevrata itaat etmiyorsunuz. Beni neden öldürmek istiyorsunuz?”
20
Halk, “Seni cin çarpmış! Seni öldürmek isteyen de kim?” dedi.
21
İsa şöyle cevap verdi: “Ben bir alâmet yaptım, hepiniz şaşkına döndünüz.
22
Musa Tevratta oğullarınızı sünnet etmenizi emretti. Bu yüzden insanları Şabat Gününde bile sünnet edersiniz. Aslında bu Musadan değil, atalarınızdan kalma bir gelenektir.
23
Tevratın sünnetle ilgili emrini bozmamak için çocuklarınızı Şabat Günü bile sünnet edersiniz; öyleyse birine Şabat Günü şifa verdim diye neden kızıyorsunuz?
24
Dış görünüşe göre hükmetmeyin. Adil olun, hakikate göre hükmedin.”
25
Kudüslü bazı Yahudiler, “Öldürmek istedikleri adam bu değil mi?” dediler.
26
“Bakın, açıkça konuşuyor, Ona hiçbir şey demiyorlar. Acaba önderler Onun hakikaten Mesih olduğuna mı kanaat getirdiler?
27
Biz bu adamın nereden geldiğini biliyoruz. Oysa Mesih geldiğinde hiç kimse Onun nereden geldiğini bilmeyecek.”
28
İsa o sırada mabette vaaz etmeye devam ediyordu. Yüksek sesle şöyle dedi: “Beni tanıyorsunuz. Nereden geldiğimi de biliyorsunuz. Ben kendiliğimden gelmedim. Beni semavî Babam gönderdi. O, itimada lâyık olan Allahtır. Siz Onu tanımıyorsunuz.
29
Ben Onu tanırım. Çünkü ben Ondanım. Beni O gönderdi.”
30
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler. Fakat hiç kimse Ona elini bile süremedi. Çünkü Onun zamanı henüz gelmemişti.
31
Halktan birçok kişi Ona iman etti. Şöyle diyorlardı: “Mesih gelince bu adamın yaptıklarından daha mı çok alâmet yapacak?”
32
Ferisiler halkın İsa hakkında bu şekilde fısıldaştığını duydular. Başrahipler ve Ferisiler mabet muhafızlarını Onu yakalamaya gönderdiler.
33
Bu sırada İsa etrafındakilere şöyle dedi: “Kısa bir süre daha sizinleyim. Sonra beni gönderen semavî Babamın yanına döneceğim.
34
O zaman beni arasanız bile bulamayacaksınız. Çünkü siz benim bulunduğum yere gelemezsiniz.”
35
Yahudi önderler kendi aralarında şöyle konuştular: “Onu bulamayacağız da ne demek? Nereye gidecek ki? Acaba diğer halklar arasında yaşayan Yahudilere mi gidecek? Yoksa gidip Greklere mi vazedecek?
36
‘Beni arasanız bile bulamayacaksınız. Benim bulunduğum yere siz gelemezsiniz diyor. Ne demek istiyor?”
37
Bayramın son ve en önemli günü İsa ayağa kalkıp yüksek sesle şöyle dedi: “Bir kimse susamışsa bana gelsin, içsin.
38
Tevratta yazılmış olduğu gibi, bana iman edenin içinden hayat veren su ırmakları akacaktır.”
39
Bunu, kendisine iman edenlerin kavuşacağı Mukaddes Ruhla ilgili olarak söylüyordu. Mukaddes Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz ölmemişti, dirilip arşa yükselmemişti.
40
Halktan bazıları bu sözleri duyunca, “Bu adam hakikaten beklediğimiz peygamberdir” dediler.