1 Παρακαλῶ Yalvariyorum οὖν oyle-ise ὑμᾶς, size ἐγὼ ben ὁ -O- δέσμιος tutuklu ἐν -de- Κυρίῳ, Rab'de ἀξίως deger-sekilde περιπατῆσαι, yurumeye τῆς -nin- κλήσεως cagrilisinin ἧς -e- ἐκλήθητε; ki-
Rab uğruna hapiste olan ben Pavlus yalvarıyorum; Allah yoluna lâyık yaşayın, çünkü sizi bu yola çağıran Odur.
2 μετὰ -ile- πάσης her ταπεινοφροσύνης alcakgonullulukle καὶ ve- πραΰτητος, yumusaklikla μετὰ -ile- μακροθυμίας, sabirla ἀνεχόμενοι hos-gorerek ἀλλήλων birbirinizi ἐν -de- ἀγάπῃ; sevgide
Her zaman alçakgönüllü, yumuşak huylu ve sabırlı olun. Birbirinize sevgiyle, hoşgörüyle davranın.
3 σπουδάζοντες calisarak τηρεῖν korumak τὴν -yi- ἑνότητα birligini τοῦ -nin- Πνεύματος, Ruh'un ἐν -de- τῷ -de- συνδέσμῳ baginda τῆς -nin- εἰρήνης. esenlgin
Birliğinizi sağlayan Mukaddes Ruhtur; sizi birbirinize bağlayan selâmet vasıtasıyla bu birliği korumak için elinizden geleni yapın.
4 ἓν bir σῶμα beden καὶ ve- ἓν bir Πνεῦμα, Ruh καθὼς nasil-ki καὶ de- ἐκλήθητε cagirildiniz ἐν -de- μιᾷ bir ἐλπίδι, umutta τῆς -nin- κλήσεως cagrinizin ὑμῶν -- sizin
Hepimiz bir bedeniz, aynı Mukaddes Ruha sahibiz. Allah hepimizi aynı umuda çağırdı.
5 εἷς bir Κύριος, Rab μία bir πίστις, iman ἓν bir βάπτισμα; vaftiz
Efendimiz, imanımız, vaftizimiz birdir.
6 εἷς bir Θεὸς Tanri καὶ ve- Πατὴρ Baba πάντων, hepsinin ὁ -O- ἐπὶ ustunde πάντων, hepsinin καὶ ve- διὰ vasitasiyla πάντων, hepsinin καὶ ve- ἐν -de- πᾶσιν. hepsinde
Hepimizin semavî Babası Allah birdir; O herkesten üstündür, hepimiz vasıtasıyla işini görür ve hepimizin içinde yaşar.
7 Ἑνὶ her-birimize δὲ ise ἑκάστῳ verildi ἡμῶν -O- ἐδόθη lutuf ἡ -e-gore χάρις, -yi- κατὰ olcusune τὸ -nin- μέτρον hediyesinin τῆς -nin- δωρεᾶς Hristos'un τοῦ — Χριστοῦ. —
Mesih kendi lütfundan her birimize düşen payı verdi.
8 διὸ -nin-icin λέγει, der Ἀναβὰς cikip εἰς -e- ὕψος, yukari ᾐχμαλώτευσεν tutsak-etti αἰχμαλωσίαν, esirlik (καὶ) ve- ἔδωκεν verdi δόματα hediyeler τοῖς -lara- ἀνθρώποις. insanlara
Nitekim Zeburda Mesih hakkında şöyle yazılıdır: “Semaya yükseldi, birçok esiri peşine taktı. İnsanlara hediyeler verdi.”
9 τὸ -O- δὲ, ise Ἀνέβη, cikti τί ne ἐστιν, olan εἰ eger- μὴ degil ὅτι ki- καὶ, de- κατέβη indi εἰς -e- τὰ -lara- κατώτερα asagi μέρη kisimlaira τῆς -nin- γῆς? yeryuzunun
Şimdi, “semaya yükseldi” ifadesi ne manaya geliyor? Bu, Mesih ilk önce aşağılara, yani dünyaya indi demektir.
10 ὁ -O- καταβὰς, inen αὐτός O-dur ἐστιν de- καὶ -O- ὁ cikan ἀναβὰς cokca-ustune ὑπεράνω tum πάντων -lerin- τῶν goklerin οὐρανῶν, ki- ἵνα doldursun πληρώσῃ -yi- τὰ herseyi πάντα. —
Her şeyi kemale erdirmek üzere aşağılara inen de, arşın doruğuna çıkan da aynı Mesihtir.
11 καὶ ve- αὐτὸς O ἔδωκεν verdi τοὺς -leri- μὲν bazilari ἀποστόλους, gercekten τοὺς elciler δὲ -leri- προφήτας, ise τοὺς peygamberler δὲ -leri- εὐαγγελιστάς, ise τοὺς mujdeciler δὲ -leri- ποιμένας ise καὶ cobanlar διδασκάλους, ve-
O, halkına mevhibeler dağıttı: kimini havari, kimini peygamber tayin etti, kimini kurtuluşu müjdelemekle, kimini cemaati gütmek ve eğitmekle vazifelendirdi.
12 πρὸς -e- τὸν -ye- καταρτισμὸν donatilmasina τῶν -lerin- ἁγίων; kutsallarin εἰς -e- ἔργον isine διακονίας, hizmetin εἰς -e- οἰκοδομὴν insaasina τοῦ -nin- σώματος bedeninin τοῦ -nin- Χριστοῦ, Hristos'un
Mesih bu mevhibelerle halkını hizmet etmek üzere donatır, bir bedene benzeyen cemaatini geliştirir.
13 μέχρι kadar καταντήσωμεν ulasalim οἱ -ler- πάντες, hepimiz εἰς -e- τὴν -ye- ἑνότητα birligine τῆς -nin- πίστεως imanin καὶ ve- τῆς -nin- ἐπιγνώσεως bilgisinin τοῦ -nin- Υἱοῦ Oglu'nun τοῦ -nin- Θεοῦ, Tanri'nin εἰς -e- ἄνδρα adama τέλειον, yetkin εἰς -e- μέτρον olcusune ἡλικίας -nin- τοῦ boyuna πληρώματος -nin- τοῦ dolulugunun Χριστοῦ; -nin-
Nihayet hepimiz Allahın semavî Oğluna iman etmekle ve Onu tanımakla birliğe erişeceğiz, mükemmel insanlar olacağız, Mesihin kemaline eşit bir ruhani olgunluk düzeyine ulaşacağız.
14 ἵνα ki- μηκέτι artik ὦμεν olmayalim νήπιοι, bebekler κλυδωνιζόμενοι calkananlar καὶ ve- περιφερόμενοι tasinanlar παντὶ her ἀνέμῳ ruzgarla τῆς -nin- διδασκαλίας, ogretinin ἐν -de- τῇ -de- κυβείᾳ zarinda τῶν -lerin- ἀνθρώπων, insanlarin ἐν -de- πανουργίᾳ kurnazlikta πρὸς -e- τὴν hile-planina μεθοδείαν -nin- τῆς aldatmacanin πλάνης; —
Artık küçük çocuklar gibi olmayacağız. Sapkınlar kurnaz ve hileli yollar kullanarak talimleriyle bizi yoldan saptırmaya çalışabilirler. Fakat biz dalgalarla boğuşan, rüzgârla öteye beriye sürüklenen bir gemi gibi her talimden etkilenmeyeceğiz.
15 ἀληθεύοντες gercegi-soyleyerek δὲ ise ἐν -de- ἀγάπῃ, sevgide αὐξήσωμεν buyuyelim εἰς -e- αὐτὸν O'na τὰ -lerde- πάντα, herseyler ὅς ki- ἐστιν olan ἡ -O- κεφαλή, bas Χριστός; Hristos
Hakikati sevgiyle savunacağız. Böyle yaptığımızda, Mesihe benzemek üzere her bakımdan gelişeceğiz. Mesih müminler cemaatinin başıdır; bu cemaat tek bedendir.
16 ἐξ -den- οὗ kim'den πᾶν tum τὸ -O- σῶμα, beden συναρμολογούμενον birlestirilen καὶ ve- συμβιβαζόμενον bir-araya-getirilen διὰ -nin-vasitasiyla πάσης her ἁφῆς bagini τῆς -nin- ἐπιχορηγίας saglamanin κατ’, -e-gore ἐνέργειαν isleyisine ἐν -de- μέτρῳ olcusunde ἑνὸς her-birinin ἑκάστου kismin μέρους, -yi- τὴν buyumeyi αὔξησιν -nin- τοῦ bedenin σώματος yapar ποιεῖται -e- εἰς insa-edilmeye οἰκοδομὴν kendinin ἑαυτοῦ -de- ἐν sevgide ἀγάπῃ. —
Mesihin önderliğinde beden bütün eklemlerin yardımıyla bir arada tutulur ve ahenkle çalışır. Bedenin her kısmı vazifesini yerine getirirse bütün beden gelişir ve sevgi temelinde büyür.
17 Τοῦτο Bunu οὖν oyle-ise λέγω, diyorum καὶ ve- μαρτύρομαι sahitlik-ediyorum ἐν -de- Κυρίῳ, Rab'de μηκέτι artik ὑμᾶς degil περιπατεῖν yurumeye καθὼς sizi καὶ nasil-ki τὰ de- ἔθνη -ler- περιπατεῖ, uluslar ἐν yurur ματαιότητι -de- τοῦ boslugun νοὸς -nin- αὐτῶν. aklinin
Rabden aldığım yetkiyle sizi uyarıyorum: Artık putperestler gibi yaşamayın. Böyleleri boş düşüncelere kapılmıştır;
18 ἐσκοτωμένοι karanliga-burunmus τῇ -de- διανοίᾳ, -de- ὄντες anlayisinda ἀπηλλοτριωμένοι olanlar τῆς yabanci ζωῆς -nin- τοῦ yasamindan Θεοῦ, -nin- διὰ Tanri'nin τὴν -nin-icin ἄγνοιαν -yi- τὴν cahilligin οὖσαν -yi- ἐν olan αὐτοῖς, -de- διὰ onlarda τὴν -nin-icin πώρωσιν -yi- τῆς katiligini καρδίας -nin- αὐτῶν, yureginin
zihinlerini karanlık bürümüştür. Cahil ve inatçı oldukları için Allahın verdiği hayattan mahrum kalırlar.
19 οἵτινες kim-ler ἀπηλγηκότες, duyarsizlasmis ἑαυτοὺς kendilerini παρέδωκαν teslim-etti τῇ -e- ἀσελγείᾳ, -e- εἰς sehvete ἐργασίαν -e- ἀκαθαρσίας, isine πάσης murdarligi ἐν her πλεονεξίᾳ. -de-
Utanma nedir bilmezler; şehvet düşkünüdürler, doymaz bir iştahla kirli emellerini gerçekleştirirler.
20 ὑμεῖς siz δὲ ise οὐχ degil οὕτως boyle ἐμάθετε ogrendiniz τὸν -yi- Χριστόν, Hristos'u
Fakat sizin Mesihten öğrendiğiniz hayat tarzı bu değildir.
21 εἴ eger- γε gercekten αὐτὸν O'nu ἠκούσατε isittiniz καὶ ve- ἐν -de- αὐτῷ O'nda ἐδιδάχθητε, ogretildiniz καθώς nasil-ki ἐστιν olan ἀλήθεια gerceklik ἐν -de- τῷ -de- Ἰησοῦ; Isus'ta
Onun sözünü dinlediğinizden, Onun yolunda eğitildiğinizden şüphem yoktur. Nitekim hak yolu İsadadır.
22 ἀποθέσθαι cikarmak ὑμᾶς, sizi κατὰ -e-gore τὴν -yi- προτέραν onceki ἀναστροφὴν, yasamda τὸν -yi- παλαιὸν eski ἄνθρωπον, insani τὸν -yi- φθειρόμενον, bozulan κατὰ -e-gore τὰς -lara- ἐπιθυμίας arzulara τῆς -nin- ἀπάτης; aldatmacain
Bu sebeple eski tabiatınızı üzerinizden sıyırıp atın. Önceki hayatınıza ait olan bu tabiat, aldatıcı ihtiraslar yüzünden yozlaşmıştı.
23 ἀνανεοῦσθαι yenilenmek δὲ ise τῷ -e- πνεύματι -e- τοῦ ruhunda νοὸς -nin- ὑμῶν; aklinizin
Zihnen ve ruhen yenilenmelisiniz.
24 καὶ ve- ἐνδύσασθαι giymek τὸν -yi- καινὸν yeni ἄνθρωπον, insani τὸν -yi- κατὰ -e-gore Θεὸν Tanri'ya κτισθέντα yaratilmis ἐν -de- δικαιοσύνῃ dogrulukte καὶ ve- ὁσιότητι kutsalliginda τῆς -nin- ἀληθείας. gercekligin
Allah sizi kendisine benzemek üzere yarattı; bu sebeple yeni tabiatı kuşanmalısınız. Böylece hakikaten sâlih ve Allaha vakfolmuş kişiler olursunuz.
25 Διὸ -nin-icin ἀποθέμενοι cikarip τὸ -yi- ψεῦδος, yalani λαλεῖτε soylenin ἀλήθειαν gercekligi ἕκαστος her-biri μετὰ -ile- τοῦ -ile- πλησίον komsusuna αὐτοῦ, O'nun ὅτι ki- ἐσμὲν varsin ἀλλήλων uzuvlariyiz μέλη. birbirimizin
Artık yalan söylemeyi bırakın! Birbirinize doğruları söyleyin. Çünkü hepimiz aynı bedenin azalarıyız.
26 ὀργίζεσθε, kizginlasin καὶ ve- μὴ degil ἁμαρτάνετε; gunah-isleyin ὁ -O- ἥλιος gunes μὴ batmasin ἐπιδυέτω -de- ἐπὶ -de- [τῷ] ofkeniz παροργισμῷ sizin ὑμῶν, —
Öfkeniz sizi günaha sürüklemesin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.
27 μηδὲ ne-de δίδοτε veriniz τόπον yer τῷ -e- διαβόλῳ. iblis'e
Şeytanın sizi aldatmasına fırsat vermeyin.
28 ὁ -O- κλέπτων calan μηκέτι artik κλεπτέτω; calmasin μᾶλλον daha-cok δὲ ise κοπιάτω, emek-versin ἐργαζόμενος isleyerek ταῖς -ile- ἰδίαις kendi χερσὶν ellerle τὸ -yi- ἀγαθόν, iyiyi ἵνα ki- ἔχῃ sahip-olsun μεταδιδόναι vermek τῷ -e- χρείαν -e- ἔχοντι. ihtiyaci-olana
Hırsızlık yapanlar artık bundan vazgeçsinler! Bunun yerine, emek verip dürüst işler yapsınlar; çalışarak yoksullara yardım etsinler.
29 πᾶς her λόγος soz σαπρὸς curuk ἐκ -den- τοῦ -den- στόματος agzinizdan ὑμῶν, sizin μὴ degil ἐκπορευέσθω, ciksin ἀλλὰ, fakat εἴ eger- τις hangisi ἀγαθὸς, iyi πρὸς -e- οἰκοδομὴν insasina τῆς -nin- χρείας, ihtiyacin ἵνα ki- δῷ versin χάριν lutuf τοῖς -lara- ἀκούουσιν. duyanlar
Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın, ihtiyaca göre başkalarının imanını geliştiren, işitenlere faydalı olan sözler söyleyin.
30 καὶ ve- μὴ degil λυπεῖτε uzmeyin τὸ -yi- Πνεῦμα Ruh'u τὸ -yi- Ἅγιον Kutsal τοῦ -nin- Θεοῦ, Tanri'nin ἐν -de- ᾧ kim'de ἐσφραγίσθητε muhurlendiniz εἰς -e- ἡμέραν gunune ἀπολυτρώσεως. kurtulucun
Yaptıklarınızla Allahın Mukaddes Ruhunu kederlendirmeyin; çünkü nihai kurtuluşa ereceğiniz güne kadar bu Ruhla mühürlüsünüz.
31 πᾶσα her πικρία, acilik καὶ ve- θυμὸς, ofke καὶ ve- ὀργὴ, hiddet καὶ ve- κραυγὴ, cagirma καὶ ve- βλασφημία, kufur ἀρθήτω kaldirilsin ἀφ’ -den- ὑμῶν, sizden σὺν -ile- πάσῃ tum κακίᾳ. kotulukle
Kin, öfke, kızgınlık, ağız kavgası, iftira ve her türlü kötülük sizden ırak olsun.
32 γίνεσθε olun δὲ ise εἰς -e- ἀλλήλους birbirinize χρηστοί, sefkatli εὔσπλαγχνοι, merhametli χαριζόμενοι bagislayarak ἑαυτοῖς, birbirinizi καθὼς nasil-ki καὶ de- ὁ -O- Θεὸς Tanri ἐν -de- Χριστῷ Hristos'ta ἐχαρίσατο bagisladi ὑμῖν. sizi
Birbirinize karşı nazik, şefkatli olun. Allah sizi Mesih sayesinde nasıl affettiyse, siz de birbirinizi öyle affedin.