Bundan sonra semada büyük bir kalabalığın sesine benzer yüksek bir ses işittim. Şöyle diyorlardı: “Rabbe hamdolsun! Kurtarış, izzet ve kudret Allahımızındır.
2
Çünkü Onun hükümleri doğru ve adildir. Büyük fahişe yeryüzünü zinasıyla kirletmişti. Allahımız fahişeye cezasını verdi, Kullarının kanının öcünü ondan aldı.”
3
Sonra yine dediler: “Rabbe hamdolsun! Fahişenin yanan cesedinin dumanı ebetler ebedince tütecek.”
4
Yirmi dört ihtiyar ve dört mahlûk yere kapandılar. “Âmin! Rabbe hamdolsun!” deyip tahtta oturan Allaha secde ettiler.
5
Sonra tahttan bir ses yükseldi: “Ey Allahımızın bütün kulları! Küçük büyük, Ondan korkan hepiniz, Ona hamdedin!”
6
Sonra büyük bir kalabalığın sesine benzer sesler işittim. Gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesi gibiydi. Şöyle diyorlardı: “Rabbe hamdolsun! Çünkü kadir Rab Allahımız hüküm sürüyor.
7
Sevinelim, coşalım! Ona izzet verelim! Çünkü Kuzunun düğünü başladı, gelini hazırlandı.
8
Allahın izniyle temiz, parlak, ince keten elbiseler giydi.” İnce keten elbise, müminlerin sâlih amellerini temsil eder.
9
Sonra melek bana, “Yaz!” dedi. “Ne mutlu Kuzunun düğün şölenine davet edilenlere!” Ardından ekledi: “Bunlar Allahın sözleridir. Bu sözler hakikattir.”
10
Meleğe secde etmek için ayaklarına kapandım. Fakat melek, “Sakın yapma!” dedi. “Ben de aynı senin ve İsaya şahitlik etmeye devam eden mümin kardeşlerin gibi, Allahın bir kuluyum. Asıl secde etmen gereken, Allahtır! Çünkü İsaya şahitlik etmek, peygamberlik ruhunun özüdür.”
11
Bundan sonra göğün açıldığını gördüm. Orada beyaz bir at duruyordu. Ata binmiş olanın adı Sadık ve Haktır. Adaletle yargılar, savaşır.
12
Gözleri alev alev yanan ateş gibidir. Başında çok sayıda taç var. Üzerinde, kendisinden başka kimsenin bilmediği bir isim yazılıdır.
13
Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Allahın Kelâmı adıyla anılır.
14
Semavî ordular beyaz atlara binmiş, Onun peşinden gidiyorlardı. Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüşlerdi.
15
Ata binmiş Olanın ağzında keskin bir kılıç vardı. Milletlere bu kılıçla vuracaktı. Kendisi onları demir çomakla güdecek. Kadir Allahın şiddetli gazabının şarabını üreten cendereyi sıkacak.
16
Kaftanının ve kalçasının üzerinde şu unvan yazılıydı: “Kralların Kralı ve Efendilerin Efendisi.”
17
Bundan sonra güneşte duran bir melek gördüm. Göğün ortasında uçan bütün kuşları yüksek sesle çağırdı:
18
“Kralların, komutanların, iktidar sahiplerinin, atlarla süvarilerin, hür köle, küçük büyük, hepsinin etini yemek için toplanın, Allahın büyük şölenine gelin!”
19
Sonra canavarı, dünya krallarını ve onların ordularını gördüm. Ata binmiş Olanla ve Onun ordusuyla savaşmak üzere toplanmışlardı.
20
Canavarla onun önünde mucizevî alâmetler gerçekleştiren sahte peygamber yakalandı. Sahte peygamber, canavarın damgasını taşıyan ve heykeline secde eden insanları bu alâmetlerle saptırmıştı. İkisi de kükürtle yanan ateş gölüne, yani cehenneme diri diri atıldı.
21
Geriye kalanlar, ata binmiş Olanın ağzından uzanan kılıçla öldürüldü. Bütün kuşlar bunların etiyle doydu.