1 Καὶ Ve ἀναστὰν kalkıp ἅπαν bütün τὸ – πλῆθος çoğunluğu αὐτῶν, onların ἤγαγον götürdüler αὐτὸν Onu ἐπὶ –e τὸν – Πιλᾶτον. Pilatusun–önüne
Sonra bütün meclis üyeleri kalkıp İsayı Pilatusa götürdüler.
2 ἤρξαντο başladılar δὲ ve– κατηγορεῖν suçlamaya αὐτοῦ, Onu λέγοντες, söyleyerek Τοῦτον Bunu εὕραμεν bulduk διαστρέφοντα sapıtan τὸ – ἔθνος ulusu ἡμῶν, bizim καὶ ve κωλύοντα engelleyen φόρους vergiler Καίσαρι Sezara διδόναι, vermeyi καὶ ve λέγοντα söyleyen ἑαυτὸν kendisi Χριστὸν Mesih βασιλέα kral εἶναι. olduğunu
İsayı şöyle suçladılar: “Bu adamı yakaladık, çünkü halkımızı yoldan saptırıyor. Sezara vergi ödenmesine karşı çıkıyor. Kendisinin Mesih, yani kral olduğunu söylüyor.”
3 ὁ – δὲ ama– Πιλᾶτος Pilatus ἠρώτησεν sordu αὐτὸν, Ona λέγων, söyleyerek Σὺ Sen εἶ –misin ὁ – Βασιλεὺς Kralı τῶν – Ἰουδαίων? Yahudilerin ὁ – δὲ ama– ἀποκριθεὶς yanıtlayarak αὐτῷ, Ona ἔφη, dedi Σὺ Sen λέγεις. söylüyorsun
Pilatus İsaya, “Sen Yahudilerin Kralı mısın?” diye sordu. Cevap olarak İsa, “Söylediğin gibidir” dedi.
4 ὁ – δὲ ama– Πιλᾶτος Pilatus εἶπεν dedi πρὸς –e τοὺς – ἀρχιερεῖς baş–kâhinlere καὶ ve τοὺς – ὄχλους, kalabalıklara Οὐδὲν Hiçbir–şey εὑρίσκω bulamıyorum αἴτιον suç ἐν –de τῷ – ἀνθρώπῳ adamda τούτῳ. bu
Pilatus başrahiplere ve kalabalığa, “Bu adamda hiçbir suç bulmuyorum” dedi.
5 οἱ – δὲ ama– ἐπίσχυον, ısrar–ediyorlardı λέγοντες, söyleyerek ὅτι ki– Ἀνασείει Kışkırtıyor τὸν – λαὸν, halkı διδάσκων öğreterek καθ’ –de ὅλης bütün τῆς – Ἰουδαίας, Yahudiyada καὶ ve ἀρξάμενος başladı ἀπὸ –den τῆς – Γαλιλαίας Galileden ἕως kadar ὧδε. buraya
Fakat onlar ısrar ettiler: “Yahudiyenin her tarafında vazederek halkı kışkırtıyor. Celileden başlayıp ta buraya kadar geldi” dediler.
6 Πιλᾶτος Pilatus δὲ ve– ἀκούσας, duyunca ἐπηρώτησεν sordu εἰ –mi ὁ – ἄνθρωπος adam Γαλιλαῖός Galileli ἐστιν; –dir
Pilatus bunu duyunca, “Bu adam Celileli midir?” diye sordu.
7 καὶ ve ἐπιγνοὺς öğrenince ὅτι ki– ἐκ –den τῆς – ἐξουσίας yetki–alanından Ἡρῴδου Hirodisin ἐστὶν, –dir ἀνέπεμψεν gönderdi αὐτὸν Onu πρὸς –e Ἡρῴδην, Hirodise ὄντα olan καὶ de αὐτὸν kendisi ἐν –de Ἱεροσολύμοις Kudüste ἐν –de ταύταις bu ταῖς – ἡμέραις. günlerde
İsanın Hirodesin yönetimindeki bölgeden geldiğini öğrenince, Onu o sırada Kudüste bulunan Hirodese gönderdi.
8 ὁ – δὲ ama– Ἡρῴδης, Hirodis ἰδὼν görünce τὸν – Ἰησοῦν, İsayı ἐχάρη sevindi λίαν; çok ἦν –idi γὰρ çünkü ἐξ –den ἱκανῶν uzun χρόνων zamanlardan θέλων isteyen ἰδεῖν görmek αὐτὸν, Onu διὰ yüzünden τὸ – ἀκούειν duymak περὶ hakkında αὐτοῦ; Onun καὶ ve ἤλπιζέν umuyordu τι bir σημεῖον işaret ἰδεῖν görmeyi ὑπ’ tarafından αὐτοῦ Onun γινόμενον. yapılan
Hirodes İsayı görünce çok memnun oldu. Çoktan beri Onu görmek istemişti. Çünkü hakkındaki haberleri duymuştu; bir keramette bulunmasını umuyordu.
9 ἐπηρώτα soruyordu δὲ ve– αὐτὸν Ona ἐν –de λόγοις sözlerle ἱκανοῖς; çok αὐτὸς kendisi δὲ ama– οὐδὲν hiçbir–şey ἀπεκρίνατο yanıtlamadı αὐτῷ. Ona
Ona birçok soru sordu. Fakat O hiç cevap vermedi.
10 εἱστήκεισαν duruyorlardı δὲ ve– οἱ – ἀρχιερεῖς baş–kâhinler καὶ ve οἱ – γραμματεῖς, din–bilginleri εὐτόνως şiddetle κατηγοροῦντες suçlayarak αὐτοῦ. Onu
Başrahipler ve din âlimleri orada durup İsayı ağır bir dille suçladılar.
11 ἐξουθενήσας hor–görüp δὲ ve– αὐτὸν, Onu ‹καὶ› de ὁ – Ἡρῴδης Hirodis σὺν ile τοῖς – στρατεύμασιν askerleriyle αὐτοῦ, onun καὶ ve ἐμπαίξας, alay–edip περιβαλὼν giydirip ἐσθῆτα giysi λαμπρὰν, parlak ἀνέπεμψεν geri–gönderdi αὐτὸν Onu τῷ – Πιλάτῳ. Pilatusa
Hirodes de askerleriyle birlikte Onu aşağılayıp alay etti. Ona gösterişli bir kıyafet giydirip Pilatusa geri gönderdi.
12 ἐγένοντο oldular δὲ ve– φίλοι dostlar ὅ – τε hem– Ἡρῴδης Hirodis καὶ ve ὁ – Πιλᾶτος, Pilatus ἐν –de αὐτῇ aynı τῇ – ἡμέρᾳ günde μετ’ ile ἀλλήλων; birbirleriyle προϋπῆρχον önceden–vardı γὰρ çünkü ἐν –de ἔχθρᾳ, düşmanlıkta ὄντες olan πρὸς –e αὑτούς. birbirlerine
Bundan önce düşman olan Hirodesle Pilatus o gün dost oldular.
13 Πιλᾶτος Pilatus δὲ, ve– συνκαλεσάμενος birlikte–çağırıp τοὺς – ἀρχιερεῖς, baş–kâhinleri καὶ ve τοὺς – ἄρχοντας, yöneticileri καὶ ve τὸν – λαὸν, halkı
Pilatus başrahipleri, ileri gelenleri ve halkı topladı.
14 εἶπεν dedi πρὸς –e αὐτούς, onlara Προσηνέγκατέ Getirdiniz μοι bana τὸν – ἄνθρωπον adamı τοῦτον, bu ὡς gibi ἀποστρέφοντα sapıtan τὸν – λαόν; halkı καὶ ve ἰδοὺ, işte ἐγὼ ben ἐνώπιον önünde ὑμῶν sizin ἀνακρίνας, sorguladım οὐθὲν hiçbir–şey εὗρον bulmadım ἐν –de τῷ – ἀνθρώπῳ adamda τούτῳ bu αἴτιον suç ὧν ki κατηγορεῖτε suçluyorsunuz κατ’ –e–karşı αὐτοῦ. Onun
Onlara şöyle dedi: “Siz bu adamı bana halkı saptırıyor diye getirdiniz. Ben Onu önünüzde sorguya çektim; Ona yüklediğiniz suçlardan hiçbirini işlemedi.
15 ἀλλ’ ama οὐδὲ ne–de Ἡρῴδης; Hirodis ἀνέπεμψεν geri–gönderdi γὰρ çünkü αὐτὸν Onu πρὸς –e ἡμᾶς. bize καὶ ve ἰδοὺ, işte οὐδὲν hiçbir–şey ἄξιον layık θανάτου ölüme ἐστὶν –dir πεπραγμένον yapılmış αὐτῷ. Ona
Hirodes de Onda suç bulmamış olacak ki tekrar bize geri gönderdi. Görüyorsunuz, ölüm cezasını gerektiren hiçbir şey yapmadı.
16 παιδεύσας cezalandırıp οὖν öyleyse αὐτὸν, Onu ἀπολύσω. salacağım
Bundan dolayı ben Onu dövdürüp serbest bırakacağım.”
17 <Ἀνάγκην Zorunluluğu δὲ ve– εἴχεν vardı ἀπολύειν salmak αὐτοῖς onlara κατὰ –de ἑορτὴν bayramda ἕνα>. bir–kişi
Bundan dolayı ben Onu dövdürüp serbest bırakacağım.”
18 ἀνέκραγον haykırdılar δὲ ve– παμπληθεὶ, hep–birlikte λέγοντες, söyleyerek Αἶρε Kaldır τοῦτον, bunu ἀπόλυσον sal δὲ ama– ἡμῖν bize τὸν – Βαραββᾶν! Barabbayı
Fakat onlar hep bir ağızdan, “Yok et bu adamı! Barabbayı serbest bırak!” diye bağırdılar.
19 ὅστις ki ἦν –idi διὰ yüzünden στάσιν isyan τινὰ bir γενομένην olmuş ἐν –de τῇ – πόλει, şehirde καὶ ve φόνον, cinayet βληθεὶς atılmış ἐν –e τῇ – φυλακῇ. zindana
Barabba, şehirde çıkan bir isyana katılmaktan ve adam öldürmekten hapse atılmıştı.
20 πάλιν yine δὲ ve– ὁ – Πιλᾶτος Pilatus προσεφώνησεν seslendi αὐτοῖς, onlara θέλων isteyen ἀπολῦσαι salmak τὸν – Ἰησοῦν. İsayı
Pilatus İsayı serbest bırakmak istiyordu. Bu sebeple onlara tekrar seslendi.
21 οἱ – δὲ ama– ἐπεφώνουν, bağırıyorlardı λέγοντες, söyleyerek Σταύρου, Çarmıha–ger σταύρου çarmıha–ger αὐτόν. Onu
Fakat onlar, “Onu çarmıha ger, çarmıha ger!” diye bağrıştılar.
22 ὁ – δὲ ama– τρίτον üçüncü–kere εἶπεν dedi πρὸς –e αὐτούς, onlara Τί Ne γὰρ çünkü κακὸν kötülük ἐποίησεν yaptı οὗτος? bu οὐδὲν hiçbir αἴτιον suç θανάτου ölüm εὗρον bulmadım ἐν –de αὐτῷ. Onda παιδεύσας cezalandırıp οὖν öyleyse αὐτὸν, Onu ἀπολύσω. salacağım
Pilatus üçüncü kez şöyle dedi: “Bu adam ne kötülük yaptı ki? Onda ölüm cezasını gerektiren hiçbir suç bulmadım. Bunun için Onu dövdürüp serbest bırakacağım.”
23 οἱ – δὲ ama– ἐπέκειντο baskı–yapıyorlardı φωναῖς seslerle μεγάλαις, yükses αἰτούμενοι isteyerek αὐτὸν Onu σταυρωθῆναι. çarmıha–gerilmesini καὶ ve κατίσχυον galip–geliyordu αἱ – φωναὶ sesleri αὐτῶν, onların <καὶ ve τῶν – ἀρχιερέων>. baş–kâhinlerin
Fakat halk yüksek sesle bağırarak İsanın çarmıha gerilmesi için diretti; bağırışları baskın çıktı. Pilatus onların isteğini yerine getirmeye karar verdi.
24 καὶ ve Πιλᾶτος Pilatus ἐπέκρινεν karar–verdi γενέσθαι olmasına τὸ – αἴτημα isteğin αὐτῶν. onların
Fakat halk yüksek sesle bağırarak İsanın çarmıha gerilmesi için diretti; bağırışları baskın çıktı. Pilatus onların isteğini yerine getirmeye karar verdi.
25 ἀπέλυσεν salverdi δὲ ve– τὸν – διὰ yüzünden στάσιν isyan καὶ ve φόνον cinayet βεβλημένον atılmış–olanı εἰς –e φυλακὴν, zindana ὃν ki ᾐτοῦντο; istiyorlardı τὸν – δὲ ama– Ἰησοῦν İsayı παρέδωκεν teslim–etti τῷ – θελήματι isteğine αὐτῶν. onların
İstedikleri kişiyi, isyan ve adam öldürmekten hapse atılan Barabbayı serbest bıraktı. İsayı ise onların istediği gibi ölüme mahkûm etti.
26 Καὶ Ve ὡς olarak ἀπήγαγον götürdüler αὐτόν, Onu ἐπιλαβόμενοι tutup Σίμωνά, Simunu τινα bir Κυρηναῖον, Kireneli ἐρχόμενον gelen ἀπ’ –den ἀγροῦ, tarladan ἐπέθηκαν yüklediler αὐτῷ ona τὸν – σταυρὸν, haçı φέρειν taşıması–için ὄπισθεν ardında τοῦ – Ἰησοῦ. İsanın
Askerler İsayı götürürken kırdan gelmekte olan Kireneli Simun adında bir adamı yakaladılar. Çarmıhı sırtına yükleyip İsanın arkasından taşıttılar.
27 Ἠκολούθει İzliyordu δὲ ve– αὐτῷ Onu πολὺ büyük πλῆθος kalabalığı τοῦ – λαοῦ, halkın καὶ ve γυναικῶν, kadınların αἳ ki ἐκόπτοντο dövünüyorlardı καὶ ve ἐθρήνουν ağıt–yakıyorlardı αὐτόν. Ona
Kalabalık bir halk topluluğu İsanın ardından gidiyordu. Bunların arasında Onun için dövünüp ağıt yakan kadınlar da vardı.
28 στραφεὶς dönüp δὲ ve– πρὸς –e αὐτὰς, onlara ‹ὁ› – Ἰησοῦς İsa εἶπεν, dedi Θυγατέρες Kızları Ἰερουσαλήμ, Kudüsün μὴ –mayın κλαίετε ağlamayın ἐπ’ üzerime ἐμέ, benim πλὴν ama ἐφ’ üzerine ἑαυτὰς kendinizin κλαίετε, ağlayın καὶ ve ἐπὶ üzerine τὰ – τέκνα çocuklarınızın ὑμῶν. sizin
İsa bu kadınlara dönerek şöyle dedi: “Ey Kudüslü kadınlar, benim için ağlamayın. Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.
29 ὅτι çünkü ἰδοὺ, işte ἔρχονται geliyorlar ἡμέραι günler ἐν –de αἷς ki ἐροῦσιν, diyecekler Μακάριαι Ne–mutlu αἱ – στεῖραι, kısırlar καὶ ve αἱ – κοιλίαι karınlar αἳ ki οὐκ değil ἐγέννησαν, doğurmadılar καὶ ve μαστοὶ göğüsler οἳ ki οὐκ değil ἔθρεψαν. emzirmediler
Çünkü gün gelecek, insanlar şöyle diyecek: ‘Ne mutlu kısır kadınlara, hiç doğurmamış rahimlere ve emzirmemiş memelere!
30 τότε o–zaman ἄρξονται başlayacaklar λέγειν söylemeye τοῖς – ὄρεσιν, dağlara Πέσετε Düşün ἐφ’ üzerimize ἡμᾶς; bizim καὶ ve τοῖς – βουνοῖς, tepelere Καλύψατε Örtün ἡμᾶς: bizi
Sonra dağlara, ‘Üzerimize düşün! ve tepelere, ‘Bizi örtün! diyecekler.
31 ὅτι çünkü εἰ eğer ἐν –de ‹τῷ› – ὑγρῷ yaş ξύλῳ, ağacına ταῦτα bunları ποιοῦσιν; yapıyorlarsa ἐν –de τῷ – ξηρῷ, kuruya τί ne γένηται? olur
Çünkü yaş ağaca böyle yaparlarsa, kuruya daha beterini yapacaklar.”
32 Ἤγοντο Götürülüyordu δὲ ve– καὶ de ἕτεροι başka κακοῦργοι suçlular δύο, iki σὺν ile αὐτῷ Onunla ἀναιρεθῆναι. öldürülmek–üzere
Suçlu iki adam da idam edilmek üzere İsayla beraber götürülüyordu.
33 Καὶ Ve ὅτε ne–zaman ἦλθον vardılar ἐπὶ –e τὸν – τόπον yere τὸν – καλούμενον çağrılan Κρανίον, Kafatası ἐκεῖ orada ἐσταύρωσαν çarmıha–gerdiler αὐτὸν, Onu καὶ ve τοὺς – κακούργους, suçluları ὃν ki μὲν gerçekten ἐκ –den δεξιῶν, sağında ὃν ki δὲ ve– ἐξ –den ἀριστερῶν. solunda
Kafatası denilen yere vardıklarında İsayı iki suçluyla beraber çarmıha gerdiler. Suçlulardan biri sağında, diğeri de solundaydı.
34 ὁ – δὲ ama– Ἰησοῦς İsa ἔλεγεν, diyordu Πάτερ, Baba ἄφες bağışla αὐτοῖς, onları οὐ değil γὰρ çünkü οἴδασιν biliyorlar τί ne ποιοῦσιν. yapıyorlar διαμεριζόμενοι paylaşıp δὲ ve– τὰ – ἱμάτια giysilerini αὐτοῦ, Onun ἔβαλον attılar κλήρους. kura
İsa kendisini çarmıha gerenler için, “Semavî Baba, onları affet, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” dedi. Askerler kura çekerek Onun giysilerini aralarında paylaştılar.
35 καὶ ve εἱστήκει duruyordu ὁ – λαὸς halk θεωρῶν. seyreden ἐξεμυκτήριζον alay–ediyorlardı δὲ ve– καὶ de οἱ – ἄρχοντες, yöneticiler λέγοντες, söyleyerek Ἄλλους Başkalarını ἔσωσεν, kurtardı σωσάτω kurtarsın ἑαυτόν kendini εἰ eğer οὗτός bu ἐστιν –dir ὁ – Χριστὸς, Mesih τοῦ – Θεοῦ Tanrının ὁ – ἐκλεκτός. seçilmiş
Halk orada durmuş, olanları seyrediyordu. İleri gelenler İsayla alay ettiler. “Başkalarını kurtardı; eğer Allahın seçtiği Mesih O ise, kendini de kurtarsın” dediler.
36 ἐνέπαιξαν alay–ettiler δὲ ve– αὐτῷ Onunla καὶ de οἱ – στρατιῶται, askerler προσερχόμενοι, yaklaşarak ὄξος sirke προσφέροντες sunarak αὐτῷ, Ona
Askerler de yanına yaklaşıp Onunla eğlendiler. Ona ucuz şarap sunup,
37 καὶ ve λέγοντες, söyleyerek Εἰ Eğer σὺ sen εἶ –sin ὁ – Βασιλεὺς Kralı τῶν – Ἰουδαίων, Yahudilerin σῶσον kurtar σεαυτόν! kendini
“Eğer Yahudilerin Kralıysan, kurtar kendini!” dediler.
38 ἦν –idi δὲ ve– καὶ de ἐπιγραφὴ yazıt ἐπ’ üzerinde αὐτῷ, Onun Ὁ – ΒΑΣΙΛΕΥΣ KRALI ΤΩΝ – ΙΟΥΔΑΙΩΝ YAHUDİLERİN οὗτος, bu {γράμμασιν harflerle Ἑλληνικοῖς Yunan καὶ ve Ρωμαϊκοῖς Roma καὶ ve Ἑβραϊκοῖς}. İbrani
Çarmıhın üzerinde şu yafta vardı: “YAHUDILERIN KRALI BUDUR.”
39 Εἷς Biri δὲ ve– τῶν – κρεμασθέντων asılan κακούργων, suçluların ἐβλασφήμει küfrediyordu αὐτόν, Ona ‹λέγων›, söyleyerek Οὐχὶ Değil–mi σὺ sen εἶ –sin ὁ – Χριστός? Mesih σῶσον kurtar σεαυτὸν kendini καὶ ve ἡμᾶς! bizi
Çarmıha gerilen suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti.
40 ἀποκριθεὶς yanıtlayarak δὲ, ve– ὁ – ἕτερος öbürü ἐπιτιμῶν azarlayarak αὐτῷ, ona ἔφη, dedi Οὐδὲ Ne–de φοβῇ korkuyor–musun σὺ sen τὸν – Θεόν, Tanrıdan ὅτι çünkü ἐν –de τῷ – αὐτῷ aynı κρίματι cezadasın εἶ? –sin
Fakat öbür suçlu onu azarladı. “Sende Allah korkusu yok mu?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun.
41 καὶ ve ἡμεῖς biz μὲν gerçekten δικαίως, adilce ἄξια layık γὰρ çünkü ὧν ki ἐπράξαμεν yaptıklarımızın ἀπολαμβάνομεν; alıyoruz οὗτος bu δὲ ama– οὐδὲν hiçbir–şey ἄτοπον uygunsuz ἔπραξεν. yapmadı
Biz bu cezayı hak ediyoruz, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Fakat bu adam hiçbir kötülük yapmadı.”
42 καὶ ve ἔλεγεν diyordu Ἰησοῦ, İsa μνήσθητί An μου, beni ὅταν ne–zaman ἔλθῃς gelirsen εἰς –e τὴν – βασιλείαν krallığına σου! senin
Sonra, “Ey İsa, dünyaya kral olarak geldiğin zaman beni hatırla” dedi.
43 καὶ ve εἶπεν dedi αὐτῷ, ona Ἀμήν Amin σοι, sana λέγω, söylüyorum σήμερον bugün μετ’ ile ἐμοῦ benimle ἔσῃ olacaksın ἐν –de τῷ – Παραδείσῳ. Cennette
İsa ona, “Emin ol bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.
44 Καὶ Ve ἦν –idi ἤδη artık ὡσεὶ yaklaşık ὥρα saat ἕκτη, altıncı καὶ ve σκότος karanlık ἐγένετο oldu ἐφ’ üzerine ὅλην bütün τὴν – γῆν yerin ἕως kadar ὥρας saat ἐνάτης. dokuzuncu
Öğlen on iki civarıydı. Öğleden sonra üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.
45 τοῦ – ἡλίου güneş ἐκλιπόντος, karardı ἐσχίσθη yırtıldı δὲ ve– τὸ – καταπέτασμα perdesi τοῦ – ναοῦ tapınağın μέσον. ortadan
Güneş karardı, mabetteki perde ortasından yırtıldı.
46 καὶ ve φωνήσας haykırıp φωνῇ sesle μεγάλῃ, yüksek ὁ – Ἰησοῦς İsa εἶπεν, dedi Πάτερ, Baba εἰς –e χεῖράς ellerine σου senin παρατίθεμαι emanet–ediyorum τὸ – πνεῦμά ruhumu μου. benim τοῦτο bunu δὲ ve– εἰπὼν, söyleyip ἐξέπνευσεν. son–nefesini–verdi
İsa yüksek sesle, “Semavî Baba, ruhumu sana teslim ediyorum!” diye seslendi. Bunu dedikten sonra son nefesini verdi.
47 ἰδὼν görünce δὲ ve– ὁ – ἑκατοντάρχης yüzbaşı τὸ – γενόμενον, olanı ἐδόξαζεν yüceltiyordu τὸν – Θεὸν, Tanrıyı λέγων, söyleyerek Ὄντως Gerçekten ὁ – ἄνθρωπος adam οὗτος bu δίκαιος doğru ἦν. –idi
Olanları gören yüzbaşı, “Bu adam hakikaten masum biriydi” dedi ve Allaha hamdetti.
48 καὶ ve πάντες bütün οἱ – συμπαραγενόμενοι birlikte–toplanmış ὄχλοι kalabalıklar ἐπὶ –e τὴν – θεωρίαν manzaraya ταύτην, bu θεωρήσαντες görünce τὰ – γενόμενα, olanları τύπτοντες döverek τὰ – στήθη, göğüslerini ὑπέστρεφον. geri–dönüyorlardı
Olayı seyretmek için toplananlar olup biteni görünce göğüslerini döve döve şehre döndü.
49 εἱστήκεισαν duruyorlardı δὲ ve– πάντες bütün οἱ – γνωστοὶ tanıdıkları αὐτῷ, Onun ἀπὸ –den μακρόθεν, uzaktan καὶ ve γυναῖκες, kadınlar αἱ – συνακολουθοῦσαι birlikte–izleyen αὐτῷ Onu ἀπὸ –den τῆς – Γαλιλαίας, Galileden ὁρῶσαι gören ταῦτα. bunları
Fakat İsanın bütün tanıdıkları ve Celileden Onun ardından gelen kadınlar uzakta durup olanları seyrettiler.
50 Καὶ Ve ἰδοὺ, işte ἀνὴρ adam ὀνόματι adıyla Ἰωσὴφ, Yusuf βουλευτὴς, meclis–üyesi ὑπάρχων olan [καὶ] ve ἀνὴρ adam ἀγαθὸς iyi καὶ ve δίκαιος, doğru
Yüksek Meclis üyelerinden Yusuf adında iyi ve sâlih bir adam vardı.
51 οὗτος bu οὐκ değil ἦν –idi συνκατατεθειμένος onaylayan τῇ – βουλῇ, kararı καὶ ve τῇ – πράξει eylemini αὐτῶν, onların ἀπὸ –den Ἁριμαθαίας, Arimatiyadan πόλεως şehrinden τῶν – Ἰουδαίων, Yahudilerin ὃς ki προσεδέχετο bekliyordu τὴν – βασιλείαν krallığını τοῦ – Θεοῦ. Tanrının
Bir Yahudi şehri olan Aramatyadandı, Allahın Hükümranlığını umutla bekliyordu. Meclisin kararını ve yerine getirilmesini tasvip etmemişti.
52 οὗτος bu προσελθὼν varıp τῷ – Πιλάτῳ, Pilatusa ᾐτήσατο istedi τὸ – σῶμα bedenini τοῦ – Ἰησοῦ. İsanın
Pilatusa gidip İsanın cesedini istedi.
53 καὶ ve καθελὼν, indirip ἐνετύλιξεν sardı αὐτὸ onu σινδόνι, kefene καὶ ve ἔθηκεν koydu αὐτὸν Onu ἐν –de μνήματι mezara λαξευτῷ, kayadan–oyma οὗ nerede οὐκ değil ἦν –idi οὐδεὶς hiç–kimse οὔπω henüz κείμενος. yatan
Onu çarmıhtan indirip keten beze sardı. Kayaya oyulmuş ve daha içine hiç kimsenin konmadığı bir mezara yatırdı.
54 καὶ ve ἡμέρα gün ἦν –idi Παρασκευῆς, Hazırlık καὶ ve σάββατον Şabat ἐπέφωσκεν. yaklaşıyordu
Hazırlık Günüydü. Güneş batınca Şabat Günü başlayacaktı.
55 Κατακολουθήσασαι İzlemiş δὲ, ve– αἱ – γυναῖκες kadınlar αἵτινες ki ἦσαν –idi συνεληλυθυῖαι birlikte–gelmiş ἐκ –den τῆς – Γαλιλαίας Galileden αὐτῷ, Onunla ἐθεάσαντο gördüler τὸ – μνημεῖον mezarı καὶ ve ὡς nasıl ἐτέθη konuldu τὸ – σῶμα bedeni αὐτοῦ. Onun
İsayla birlikte Celileden gelen kadınlar da Yusufun ardından gittiler. Mezarı ve İsanın cesedinin oraya nasıl konulduğunu gördüler.
56 ὑποστρέψασαι dönüp δὲ, ve– ἡτοίμασαν hazırladılar ἀρώματα baharatlar καὶ ve μύρα, kokulu–yağlar Καὶ Ve τὸ – μὲν gerçekten σάββατον Şabatta ἡσύχασαν, dinlendiler κατὰ –e–göre τὴν – ἐντολήν. buyruğa
Sonra evlerine döndüler; İsanın cesedine sürmek için baharat ve güzel kokulu yağlar hazırladılar. Şabat Günü farzını yerine getirip dinlendiler.