Mesihe ait biri olarak size hakikati söylüyorum, yalan söylemiyorum. Mukaddes Ruhun ışığında vicdanım da söylediklerimin doğru olduğunu tasdik ediyor.
2
Kalbimde büyük bir keder, dinmeyen bir acı var.
3
Kardeşlerimi, yani Yahudi soydaşlarımı kurtarmak için keşke elimden bir şey gelseydi. Onların yerine Allahın lânetine bizzat kendim uğrayıp Mesihten ayrı kalmaya bile razı olurdum.
4
Onlar Allahın “evlâtlarım” dediği İsrail halkıdır. Allah ihtişamını onlara gösterdi, ahitlerini onlarla yaptı. Şeriatı, ibadet nizamını ve vaatlerini onlara verdi.
5
Büyük atalar onların atalarıdır. Mesih de onların soyundan geldi. O, her şeye hâkim ve ebediyen hamda lâyık olan Allahtır! Âmin.
6
Allahın vaadi boşa çıktı demek istemiyorum. Çünkü İsrailin soyundan olanların hepsi Allahın halkından değildir.
7
İbrahimin soyundan gelen herkes İbrahimin evladı değildir. Allah İbrahime, “Senin soyun İshak sayesinde devam edecek” dedi.
8
Yani, sadece İbrahimin soyundan olmak insanı Allahın evladı yapmaz. Allahın evladı sayılanlar, ancak İbrahimin Allahın vaadi uyarınca dünyaya gelen evlâtlarıdır.
9
Çünkü Allah ona şu vaatte bulundu: “Gelecek yıl bu zamanda geleceğim, eşin Saranın bir oğlu olacak.”
Fakat Allah, daha bu çocuklar doğmadan, hiçbir iyilik veya kötülük yapmadan önce Rebekaya şöyle dedi:
12
“İçlerinden büyük olanı, küçüğüne hizmet edecek.” Allah bunu söylemekle insanları amellerine göre değil, kendi muradına göre seçtiğini gösterir.
13
Allah, Tevratta şöyle dedi: “Yakubu Esavdan daha çok sevdim.”
14
Peki buna ne diyelim? Allah adaletsiz mi davranıyor? Hâşâ!
15
Allah Musaya şöyle dedi: “Kime merhamet etmek istersem, ona merhamet edeceğim. Kime şefkat göstermek istersem, ona şefkat göstereceğim.”
16
Demek ki, Allahın bizi seçip seçmemesi, bizim isteğimize veya çabalarımıza bağlı değildir, Allahın merhametine bağlıdır.
17
Allah, Tevratta Firavuna şöyle der: “Seni şu amaçla kral yaptım: Senin vasıtanla kudretimi göstereceğim ve adımı bütün dünyaya duyuracağım.”
18
Demek ki Allah dilediğine merhamet eder; dilediğini dik başlı yapar.
19
Şimdi bana diyebilirsiniz ki, “Madem Allahın iradesine engel olamayız, Allah bizi neden suçlu buluyor?”
20
Ey insan, sen kim oluyorsun ki Allaha karşılık veriyorsun? Allahın Tevratta söylediği gibi: “Çömlek onu imal eden çömlekçiye, ‘Beni neden böyle yaptın diyebilir mi?”
21
Elbette çömlekçinin aynı kil öbeğinden hem asil işlerde hem de sıradan işlerde kullanılacak çömlekler yapmaya hakkı vardır.
22
Allahın yapmış olduğu da buna benzer. Allah, gazabını göstermek ve kudretini ilan etmek istedi. Fakat gazabını hak eden, helâk olması gereken insanlara büyük sabırla tahammül etti.
23
Böylece merhamet etmek istediği kişilere yüceliğini gösterdi. Bu kişileri ihtişamına ortak etmek için hazırlamıştır.
24
İşte Allahın yalnız Yahudiler arasından değil, bütün halklar arasından çağırdığı bu kişiler biziz.
25
Allah, Hoşea Peygamberin ağzıyla şöyle dedi: “Halkım olmayana halkım, sevmediğime sevgilim diyeceğim.”
26
“Allah onlara, ‘Halkım değilsiniz dediği halde, Allahın manevî evlâtları diye anılacaklar.”
27
Yeşaya Peygamber İsrailoğulları hakkında şöyle dedi: “İsrailoğullarının sayısı denizin kumu kadar çok olsa da, içlerinden pek azı kurtulacak.
28
Çünkü Rab ülkeyi mahkûm edip işini çabucak bitirecek.”
29
Yeşaya çok önceden şunları söyledi: “Kadir Rab soyumuzu devam ettirecek birkaç kişiyi sağ bırakmasaydı, Sodom gibi olur, Gomoraya benzerdik.”
30
O halde şunu söylüyoruz: Yahudi olmayanlar Allah katında sâlih olmaya çabalamasalar da imanları sayesinde sâlih kılındılar.
31
İsrail halkı ise kendini Allah katında sâlih kılmak için şeriata sarıldı. Fakat bunu başaramadı.
32
Peki neden? Çünkü imanla sâlih olmaya çalışmadılar. Kendi amelleriyle sâlih olacaklarını sandılar. Böylece “sürçme taşına” takılıp düştüler.
33
Allah, Yeşaya Peygamberin kitabında şöyle der: “İşte, Kudüse bir sürçme taşı, bir tökezleme kayası koyuyorum. Ona iman edenler hüsrana uğramayacak.”